Yeni travesti sitelerimiz için şehirler bölümü

Travesti modellerimizi görmek için şehirleri seçerek ve yönergeleri takip ederek ilerleyebilirsiniz. Gerçek modeller için travesti kelimesine tıklayınız

sakarya travestileri izimit modellerimiz için kocaeli travestileri tıkla ve diğer şehirlerden samsun travestileri tatil yörelerimizden bodrum travestileri ve marmaris travestileri ve akdeniz bölgesinden antalya travestileri diğer az model bulunan illerimizden ısparta travestileri tam karadeniz bölgesi sayılmasa da bolu travestileri Bu arada en çok modelimizin bulunduğu istanbul travestileri ve onların ilçelerinden şişli travestileri ile beylikdüzü travestileri istanbulun önemli semtlerinden bakırköy travestileri, birde istanbulun anadolu yakası olan anadolu yakası travestileri gibi illerimizi görmek için şehirlere ve bölgelere tıklayınız. Tüm modelleri görmek için girdiğiniz sitede modeller bölümüne veya oradaki şehirlere tıklayarak görebilirsiniz. Ayrıca anadolu yakası travestileri diğer linki, Birde alanya travestileri ile güneye inersek hatay travestileri diğer adıyla iskenderun travestileri, daha yukarıları çıkarsak balıkesir travestileri en yukarılarda çorlu travestileri, daha doğuya gidersek eğer malatya travestileri ile öne çıkan şehirlerimiz için siteye gidiniz.

Travesti Siteleri olmak zorundamı?

travesti
travesti siteleri olmak zorundamı?

Türkiyede bir çok ilde travesti arkadaşlarımız bulunmakta. Bu şehirlerin başında en çok
istanbul Travestileri, Ankara Travestileri, Bursa, Antalya Travestileri, Marmaris, Şanlıurfa, Alanya, Konya, Bodrum, Eskişehir, Tekirdağ, Bolu, Hatay, Sakarya, Fethiye, Gebze, Kocaeli, Adana, Sivas, Afyon, Trabzon, Gaziantep, Uşak, Ordu, Van, Sinop, Çanakkale, Samsun, Balıkesir, Diyarbakır, Didim, İstanbul-Anadolu Yakası, Kuşadası, Denizli, Kayseri, Tokat, Mersin, İzmir, Kahramanmaraş gibi iller gelmektedir. Bu kadar ilde travesti bulunmakta iken neden internet sitelerinde travesti olmasını engelliyorlar anlamış değiliz. Bu travestiler daha önce yokmuydu? tabiki varlardı ve daha çok göz önündelerdi. Şimdilerde internette oldukları için dışarda fazla görmemektesiniz. Son zamanlarda sitelerin sıklıkla kapanmaya başlamasından dolayı, istanbul E5 karayolunda sıklıkla rastlamaktasınızdır. özellikle beylikdüzüne doğru akşamları arabanızla gidiyorsanız, karşılamanız mümkündür, tabiki harbiye, şişli, avcılar, fındıkzade, mecidiyeköy, kartal, üsküdar, kadıköy, şirinevler, halkalı, bakırköy, aksaray gibi semtlerde de görmeniz mümkündür. Temennimiz arkadaşlarımızın Türkiyede seks işçiliği yerine, aktif görevlerde bulunacağı görevler de, meslekler de görmek fakat bu şimdilik mümkün değil.

Öfke kontrolü

 

Öfkeli çabuk sinirlenen biri misiniz? O halde bu yazıyı okumanızı şiddetle tavsiye ediyorum belki kendinizde değiştirmek isteyeceğiniz bir şeyler bulursunuz. Öncelikle öfkeniz sizi değil siz onu kontrol altına almalısınız. Öfkenizi hipnotize etmek sizin elinizde öfke, genelde kızgınlık, hakarete uğrama, kandırılma ya da kendini saldırı altında hissetme sonucu ortaya çıkan bir duygu. Birçoğuna göre, öfke, hemen kaybolan doğal bir reaksiyon. Bazı durumlarda ise öfke, kontrolü zor bir duygu halini alır. Öfke kontrolü etkin bir şekilde sağlanamazsa, bu durum kişide zihinsel ve fiziksel sağlık sorunlarına sebep olabilir. Öfke kontrolünü sağlayamazsanız, insanlarla olan ilişkileriniz, işiniz, hatta kendinize duyduğunuz güven bundan direkt etkilenebilir. “Öfke, vücutta fiziksel bir reaksiyonu tetikleyen aslında bizim için faydalı bir duygudur. Bu reaksiyon “savaş ya da kaç” tepkisi olarak bilinir ve normalde strese girdiğimiz ya da kendimizi tehdit altında hissettiğimiz zamanlarda ortaya çıkar. Vücudunuzda adrenalin hormonu salgılanır, bu sizin kendinizi gerilmiş hissetmenize sebep olur ve karşılaştığınız tehlikeyle “savaşmaya” ya da ondan “kaçmaya” hazır hale gelirsiniz. Bu duyguyu tamamen yok etmek ise sizi savunmasız hale getirebilir yapılacak olan öfkelenme duygusundan kurtulmak değil öfkeyi kontrol altına alıp istediğiniz şekilde yönlenmesini sağlamaktır. Anlatmak istediğimi anladınız değil mi sevgili Malatya ve Aydın travestileri size öfkeniz hiç olmasın demiyorum sadece onu kontrol etmeyi öğrenin diyorum. Öfkenizi ifade edemediğiniz durumlarda, onu bastırma yolunu seçebilirsiniz, bu da hiç uygun olmayan zamanlarda öfke patlamalarına sebebiyet verebilir. Ayrıca, bu durum sizi genel olarak daha sinirli biri yaparak, olaylar karşısında daha agresif bir tutum takınmanıza yol açabilir. Öfkeyle nasıl baş edeceğinizi öğrenmezseniz, öfke kaynaklı fiziksel ve zihinsel problemlerle karşılaşabilirsiniz. Öfke kontrolünü sağlayamamak uzun vadede fiziksel ve sağlığınızı etkileyebilir. Araştırmalar, yüksek tansiyon, soğuk algınlığı, grip, kalp hastalıkları, kanser, inme, mide problemleri, depresyon, kendi kendine zarar verme, huzursuzluk gibi sağlık sorunlarının, öfke kontrolü eksikliğiyle bağlantılı olduğunu göstermiştir. Öfkeli olmak dediğim gibi pek çok hastalığa davetiye çıkarıyor özellikle yüksek tansiyon bunların içinde en tehlikesi çünkü tansiyonun aniden yükselmesi felce neden olabilir ya da beyin faaliyetleri olumsuz etkileyecek damar tıkanıklarına yol açar. Genç yaşta kalp hastalığına yakalanan insanlara bakın çoğu öfkesine yenik düşen insanlardır. Öfkeyle kalkmayın sevgiler İclal.

Kadın ve erkek

Kadın ve erkek kavramı yüzyıllardır ayrı iki insan gibi algılamaktadır oysa insan tek bir surettir ve böyle bir ayrım yapılmamıştır. Doğuştan yapılmayan bu ayrımı maalesef yine biz insanlar yaşarken yapma gereği duyup insanları kadınlar ve erkekler olarak ikiye ayırmayı başarmışız. Zaten ne hikmet ise iç güdüsel olarak bölmek ve parçalamak için bahaneler arıyoruz. Bu nedenle dişil veya eril kavramları ancak zihinle, bedenle ilişkili olduklarında anlamlılar. Beni bir kadın veya erkek olarak dinleme; yoksa beni dinlemiyor olacaksın. Beni farkındalık olarak dinle. Varoluşun herhangi bir ifadesini anlamak-erkeği ya da kadını ya da hayvanı ya da doğayı- bilimin işidir; mistiğin değil. Kadın sadece sevmeyi dene ötekileştirmeyi bırak kadın bu dünyaya gelmiş en narin canlıdır. Öncelikle, kadın yaşam üretmeye muktedirdir; erkek ise değildir. Bu açıdan erkek daha aşağıdadır ve bu aşağılık duygusu kadınlara erkeklerin hükmetmesinde önemli rol oynamıştır. Kadının daha üstün olduğunu savunan tek kişi değilim destekçim olan Balıkesir travestilerinden bir grupla bunu ispatlamak için yola çıktık biz travestilerde bazen bu ayrıştırmadan nasibimizi alsak da yılmadan kadın olduğumuzu yineleyeceğiz. Erkeklerin onlara söylediği doğru olmayan şeyler yüzünden kadınların psikolojisi bozulmuş, onları erkeklerin kölesi yapmış ve tüm dünyada ikinci sınıf vatandaş haline düşmüşlerdir. Bu durum, sadece ve sadece erkeğin kadından daha çok kas gücüne sahip olmasından kaynaklanır. Ama kas gücü hayvansılığın bir parçasıdır. Gerçek farklar tabii ki mevcuttur; ama bunları bulmak için uydurulmuş fark yığınının ardına bakmak gerekir. Benim gördüğüm farklardan biri, kadının sevmeye daha çok muktedir olmasıdır. Erkeğin sevgisi az çok fiziksel bir ihtiyaçtır; kadınınkiyse değildir. O daha büyük, daha yüce, daha ruhani bir deneyimdir. Bu yüzden kadın tek eşli, erkek ise çok eşlidir. Erkek dünyadaki tüm kadınları ister ve yine de tatmin olmaz: Tatminsizliğinin sınırı yoktur. Kadın tek bir sevgiyle kendini tamamen doyurabilir çünkü o erkeğin bedenine değil, onun en derindeki içsel özelliklerine bakar. Güzel, kaslı vücuda sahip bir erkeğe değil, karizması olan erkeğe aşık olur. Sadece bu özellik bile bir kadının her açıdan üstün olduğunun göstergesidir. Kimse alınmasın darılmasın gerçek bu sevgiler İclal.

 

 

Bir koltukta iki karpuz

Başlığı görünce çok becerikli birinden bahsedeceğimi sanmayın sadece karpuzu anlatmayı düşünüyorum tabi becerebilirsem. Karpuz yazdığımda bile canım karpuz istiyor çünkü yazın bu güzel meyvesi benim de en çok sevdiğim meyvelerden birisidir. Sırf daha erken karpuz yemek için Adana travestilerinden sipariş vermişliğim bile var. Gülmeyin çok ciddiyim. Oralardan İstanbul’a gelmeden önce ben sipariş veriyorum. Biraz pis boğazım galiba ama sadece dayanamadığım yiyecekler için geçerli bir durum bu. Neyse konuyu yeterince dağıttım her zaman yaptığım gibi şimdi gelelim karpuzun faydalarına unuturum diyorsanız not alın yaz bitmeden karpuza doymak lazım.Sıcak havaların en tatlı meyvelerinden karpuz, çekirdeğiyle tam anlamıyla şifa dağıtıyor. Kalp ve saç sağlığına kadar herkesin imdadına yetişiyor. Cilt için mükemmel bir antioksidan kaynağıdır. Antioksidanlar ciltteki hücreleri yeniler. Yaşlılığa bağlı kırışıklıkları giderir. Taze bir görüntü verir. Karpuz çekirdekleri ağızda iyi çiğnendikten sonra yutulmalı. Çayı için mutlaka ezilmeli. Kaynar suya bir çay kaşığı katın. 15 dakika demlenmesini bekleyin. 1 haftada en az 3 kez tüketin. Karpuz çekirdeği içindeki “citrulline” denilen bir madde vücutta “arginin” denilen başka bir maddeye dönüştürülüyor. Arginin de damar genişlemesine yardımcı olan “nitrik oksit” denilen bir maddenin üretiminde kullanılıyor. Bu sertleşme problemleri olanlara yardımcı oluyor. Cinsel hormonları uyarıyor. Sperm üretimini teşvik ediyor. Karpuzun çekirdeği dalgalanan glukoz seviyelerini düzeltir. Bunun için karpuz çayı mükemmel bir çözüm sunuyor. 100 gram karpuz çekirdeğinde 30 gram protein bulunur ki bu karpuz çekirdeğini çok iyi bir protein kaynağı yapar. Günlük protein ihtiyacının %60’ı sadece 100 gram karpuz çekirdeği ile karşılanabilir. Karpuz çekirdeği iyi bir protein kaynağı olarak kaslar, cilt ve diğer bağ dokularının onarımı ve gelişiminde faydalıdır. Bir koltukta iki karpuz başlığını atarken işte bu faydaları için akşam eve dönerken bir karpuzla yetinmeyip iki tane birden alın bolca yiyin demek istedim. Nedense Ağustos ortası karpuz satışları bitiyor. Ben de hasret kalıyorum aslında karpuzu da derin dondurucuda saklamanın bir yolunu bulsalar ne güzel olurdu mesela kavun alıyorsunuz serin ortamda neredeyse altı ay dayanıyor ama karpuz çok çabuk bozuluyor hatta üç gün önce kestiğin karpuz bitmediyse çöpe atmak gerekiyor. Bilimin bu kadar ilerlediği bir dönemde şu karpuza da bir el atsalar hiç fena olmayacak.  Sevgiler saygılar efendim İclal.

Kalabalık ve sıkışık şehir hastalığı

Hepimiz aynı dünyanın aynı sorunlarını farklı şekillerde algılayarak yaşarız. Sıkıntılar kişiye göre değişse de aynı şekilde yaralar alırız. Bazılarımız bu dertleri peynir ekmek yapıp yeriz ama bazılarımız hasta olur hatta en kötüsü panik atak yaşarız. Panik atak durumu nasıl anlaşılır peki yani aslında panik atak yaşadığımız halde anlamadığımız durumlar olmuşsa ne yapmalıyız. Çarpıntı, terleme, titreme ya da sarsılma, nefes darlığı ya da boğuluyor gibi olma duyumları, soluğun kesilmesi, göğüs ağrısı, bulantı, baş dönmesi, sersemlik hissi, gerçek dışılık duyguları, kontrolünü yitireceği ya da çıldıracağı korkusu, ölüm korkusu, uyuşma ya da karıncalanma gerçekleşir. Kalabalık ve kapalı ortamlar ürkütür. Panik atağı geçiren kişiler, o korkutucu anı tekrar yaşamak istemezler. Tekrarlama korkusu ve kaçınma davranışları ortaya çıkabilir. Bunları yaşamış olan Bursa travestilerinden Berre hastaneye kalp krizi geçirdiğini düşünerek gitmiş ve gerçeği orada öğrenmiş. Aslında bu daha çok büyük şehir hastalığı olarak biliniyor yani kalabalık sıkışık insan toplulukları ile yaşamak her zaman güzel değildir.

Panik atak tedavisinde antidepresan tedavisi uygulanır. Bilişsel-davranışçı terapi en çok tercih edilen psikoterapi yöntemidir. Bu yöntemde hasta bilgilendirilir ve eğitilir. Panik belirtilerini yatıştırma ve gevşeme teknikleri öğretilir. Yaşın ilerlemesiyle şiddeti azalabilir. Başka bir çözüm var mı derseniz tası toprağı toplayın köyünüze geri dönün derim. Doğa bütün psikolojik rahatsızlıkların ilacıdır. Panik atak genellikle yarım saat içerisinde sonlanır. Ancak süresi birkaç saate kadar uzayabilir. Hızla tıbbi yardım arayışına neden olur. Bu hastalar ilk önce acil servislere başvururlar. Panik atak duyarlılığında aile özellikleri önemlidir. Kaygılı, titiz ve endişeli anne-babaların çocuklarında bu duyarlılık çok yüksektir. Metropollerdeki trafik, pahalılık, kalabalık ortamlar, toplu ulaşım araçlarında sıkışık bir şekilde gitmek, işini kaybetme endişesi ve ilişki sorunları gibi faktörler günlük yaşantımızı olumsuz etkiliyor. Üstelik zamanla birikime yol açıp, panik atağı tetikleyebiliyor. Panik atak basit bir hastalık değildir aksine oldukça önemli sonuçlara yol açtığından mutlaka tedavi edilmesi gerekir kendi kendine düzelmesi ise imkansızdır. Lütfen bu konuya hassas davranıp bu rahatsızlığa yakalanan kişilere karşı acımasız davranmayalım. Sağlıkla ve mutlu kalın İclal.

 Sağlık o kadar uzak değil

Sağlıklı bir hayat yaşıyorum sanıyorsan bir daha düşün derim. Pazardan organik sandığın sebze meyveleri alıp ne olduğu belli olmayan kaplarda pişirip yediğin zaman sağlıklı olmuyorsun sadece kendini kandırıyorsun. Unutma teknoloji sana sağlık değil ölüm ve zehir getiriyor. Bu İclal de kafayı yemiş ya ne yapacaktık diyorsanız anlatayım önce o deterjanlardan, şampuanlardan kimyasal yollarla üretilen konservelerden vazgeçin şekeri yanş beyaz zehiri hayatınızdan çıkarın. Denize lağım ve fabrika atıkları boşaltırken o denizden çıkan balığı yedin, midyeleri yedin. Fastfood un her aşamasının zehir ve ölümcül olduğu bas bas bağırılırken sen tepsi kadar pizzaları götürüyordun, 3 katlı burgerleri yuvarlıyordun. Burger yemeyi çok seven İstanbul travestileri kusura bakmayın dost acı söyler evinizde bir tarhana kaynatıp içseydiniz daha sağlıklı olacaktınız. Evine naylon torba, naylon kıyafet, sentetik ayakkabılar terlikler soktun. Kıyafetlerinde sadece pamuk, bambu lifi, keten tercih etmedin. Sobayı attın evine klima soktun. Toprağa dokunmuyor ve stresten gülümsemeyi unutuyorsun. Sonuç: yıl 2016 ve sokaktaki her 10 kişiden 3 ü kanser. Deterjan yerine karbonat, parlatıcı yerine sirke koyarak hem sağlıklı hem de tertemiz bulaşıkların olacağını önemsemedin. Evde basitce kostik ve zeytinyağını karıştırıp kalıplara dökmek ve kendi doğal sabununu yapmak dururken, gidip içerisinde bin tane kimyasal zehir olan o sabunlarla her sabah yüzünü bedenini yıkadın. Her gün ‘bu daha da iyi!’ diye pazarlanan o şampuan zehirleriyle saçını yıkadın. Evini arap sabunu gibi doğal yağlarla üretilmiş bir sabun yerine, temiz olsun diye çamaşır suyuyla sildin. O su buharlaştıkça soludun. Sonuç en çok ölüme neden olan o amansız hastalık akciğer kanseri değil mi? Çamaşırlarını borax ve karbonat karışımı ile yıkayıp yumuşatıcı gözüne elma sirkesi koyarak muhteşem bir temizlik elde edeceğini umursamadın. Ama en kötüsü hep şekerdi sen ne zaman vazgeçmeyi düşünüyorsun artık dur demeyeceksin mi kendine hadi şimdi başla daha fazla geç kalma sağlığa bir adım at sen de katıl sağlıklı günlere koşan insanlara seni bekliyoruz. Haydi geç kalma gel şekersiz ama tatlı olacak söz veriyorum İclal.

 

 

Özgürlük bir ağaç gibi

Özgür olmak bir ağaç gibi hür demiş şair burada ne benzetmesi yapmış neden insan değil de ağacın özgür olmasından bahsetmiş hiç düşündünüz mü?  Ben meraklı bir insan olduğumdan bu konuya da biraz kafa yordum. Hatta konuyla ilgili Ankara travestilerinden Bade ile kritik bile yaptık ve vardığımız sonuç şu şekilde oldu. Ağaç ve orman ilişkisini kanımca bir nevi birey ve toplum ilişkisi olarak değerlendirebiliriz. Orman, ağacı var eden en güçlü ekolojik nedensel ortamdır. Toplum da insanın kendini birey olarak hissedebileceği en güçlü varlık nedenselidir. Benzerlik kadar farklılık da keskindir. Çünkü hiçbir ağaç ne ormanın farkındadır, ne kendi ormanını kuracak hayaldedir. Oysa insan farkındadır; insan, içinde var olduğu toplumsal sistematiği var eden ve işleten nedenselin kendisi olduğunun bilincindedir. Ağacın ve ormanın varlığı genelde dinamik ve kendiliğinden bütünsel ekolojik dengeler sistemine bağlıdır; insanın bireysel ve toplumsal varlığı emek ve sermayenin işbirliği düzenine bağlıdır. Ben insanların bu bağlam üzere kendi toplumsal dengelerini oluşturduklarını ve bu dengelerde yer yer bireyciliğin veya toplumculuğun ağır bastığını görüyorum. Oysa var oluş hakkının önceliği ne birey ne toplum içindir. İdeal olan çatışmasız biçimde birey ve toplum var oluşunu sürdürebilecek insanlık dengesini tutturmaktır. Yaşamak vicdan gibi tek ve hür ve merhamet gibi kardeşçesine diyebilmektir. Diyebilirim demesine de, vicdansız ve merhametsiz gerçekliği nereye koyayım? Her ne kadar bir gereksinim gibi durmasa da, onun var olma hakkı da sanırım doğanın diyalektik azizliğinin bir zorlaması. Ne işe yarar vicdan ve merhamet, olmasa vicdansız ve merhametsiz? Demek ki insanlık hünerinin amacı,  vicdansızı vicdanlı, zalimi merhametli yapmak olamaz; çünkü bu zıtların diyalektik var olma doğasına aykırı beyhude bir amaçtır. Doğada rekabet vardır ve bu doğal evrim yasaları içinde kendiliğinden cereyan etmektedir. Sanırım insanı doğadan ayıran nokta bu doğallıktan ayrı evrimleşebilir olmasıyla başlıyor: Doğal evrim yasalarının işlevsel sonuçlarını beklemeden, tarihi bilgi kaydı ve yaşam kültüründen oluşturduğu varoluş bilinciyle kendi yaşamsal ortam doğasını tasarlayabilir ve kurabilir olması insanın hem üstünlüğü hem de acizliği olabilmektedir. Bugün sanırım biraz felsefe yaptım İclal sana ne oldu demeyin kafayı yemedim sadece biraz oruç çarptı diyelim sevgiyle kalın.

 

Zeytin ve Zeytinyağının bilinmeyenleri

Zeytin ağacının yaprağı eski zamanlarda hastalık tedavileri için kullanılmaktaydı, özellikle sıtmaya karşı etkin bir rolü vardı. Yüksek tansiyonu düşürmesi bakımından da yaprağının çayı tüketilmektedir ve bunun gibi yaprağının da birçok faydası bulunmaktadır. Zeytin de yaprağı gibi şifa açısından oldukça zengindir. Bunlardan bazıları, kolesterolü düşürür veya kontrol altında tutulmasını sağlar. Kansere karşı önleyici özelliği vardır. Ayrıca kansere yakalanan hastalarda da kanserli hücrelerin yayılmasını engellemektedir. Bağırsak kanserinin ve göğüs kanserinin önlenmesinde de etkilidir. Zeytinin içerisindeki vitaminler çocukların kemik gelişimini de desteklemektedir. Özellikle siyah zeytin demir bakımından oldukça zengindir ve böylelikle kanda oksijen taşıyan kırmızı hücrelerin düzenli bir şekilde işlevini korumaktadır. Demir vücut sağlığı bakımından genel olarak çok önemlidir. Saç sağlığından tırnaklara kadar vücudun her bir yerinde demir en çok gereksinim duyulan maddelerdendir. Organların içinde demir gereksinimi oldukça fazladır ve demir siyah zeytinde bol miktarda bulunmaktadır. Zeytinin kalp sağlığını koruduğu yapılan araştırmalarla da desteklenmiştir. Bunun yanı sıra kolesterolü düşürerek damar tıkanıklığına engel olmaktadır. Kalp ve damar sağlığı konusunda etkin bir rol oynayan zeytin kalpteki ritim bozukluğunu düzene sokmaktadır. Zeytin memleketi olarak bilinen Balıkesir Ayvalık travestileri oldukça şanslılar sanırım en doğal zeytini tüketiyorlar. Bizim sofralarımıza gelen zeytin ise bir sürü işlemden geçiyor hatta ayakkabı boyası ile boyanmış zeytinleri bile yiyor olabiliriz. Zeytin yağı ise zeytine hiç bir kimyasal işlem uygulanmadan doğal yöntemlerle hamur haline getirildikten sonra sıkılarak elde edilen yağ çeşididir. Değişik yöntemler uygulandığı için her zeytinyağı natürel sızma zeytinyağı değildir. Düzgün ve bilimsel olarak sıkılan zeytinyağları uygun şartlarda yapıldığı takdirde, natürel sızmalığını korumaktadır. Bu nedenle zeytin toplama işlemlerinden tutun da sıkma işlemlerine kadar ince detayları bilmeli ve uygularken de dikkat edilmelidir. Ezik, çürük, hasar görmüş, beklenip yerden toplanmış zeytinler ile dalından özenle toplanmış sağlam daneler bir arada işlenmemelidir. Bu bilgileri de kendim için yazdım çünkü çok kısa zaman içerisinde zeytin işine girmeyi düşünüyorum en azından kendi yiyeceğim kadar zeytini üreteceğim bakarsınız bu işi becerebilirsem her yıl zeytin ve zeytin yağını da benden almaya başlarsınız. Sağlıklı günler dilerim İclal.

Sindirim sistemini hızlandırma zamanı

Yaz geldi artık şu kıştan kalma göbeklerden basenlerden kurtulma zamanıdır. İyi de siz öyle beslenme alışkanlıklarıyla nereye göbek eritiyorsunuz. Öncelikle beslenme yeme alışkanlıklarımızı bir değiştirelim bakalım. Öncelikle hayatınıza artık şu su içe alışkanlığını katın bakalım. En azından günde iki litre su içmeye çalışın bağırsaklarınız bayram etsin. Sindirim sisteminizin sağlıklı çalışabilmesi için yeterli miktarda su içmeniz çok önemli. Sonra sırada lifli gıdalara geçiş yapmak var. Lifli gıdalar deyince aklınıza o pahalı ekmekler gelmesin herkesin mutfağında bulunan kuru bakliyatlar bu görevi en iyi şekilde yerine getirirler. Mercimek, fasulye, nohut gibi kuru baklagiller lif açısından zengindir.
Baklagiller arasında en yüksek lif içeriği mercimek (1 bardak 16 gram) ve siyah fasulyede (1 bardak 15 gram).Lif söz konusu olduğunda bütün meyvelerin kraliçesi frambuaz! 1 bardağında 8 g lif içeriyor. Badem kalp dostu yağ, protein ve fiber içeriğinin yanı sıra iyi bir magnezyum kaynağıdır. Badem kalp dostu yağ, protein ve fiber içeriğinin yanı sıra iyi bir magnezyum kaynağıdır. Magnezyum, mide asidini nötralize eder ve dışkının bağırsaklarda hareketini sağlar. Bir avuç badem magnezyum ihtiyacınızın %25’ini karşılar. Ispanak, pazı, karalahana lif içeriklerinin yanı sıra bağırsaklarınızı hareketlendirmek için gerekli besinler içerirler: magnezyum (bağırsak kaslarının kasılmasına yardım eder), potasyum (sıvı dengesi ve kaslar için).Kefir yoğurdun neredeyse 10 katı daha fazla probiyotik bakteri içerir. Kefir sevmiyorsanız yoğurt veya çok tuzlu olmaması kaydıyla turşu gibi fermente sebzeler de tüketebilirsiniz. İçeriğinde A, B6, C vitamini ve bakır, çinko, demir, fosfor, kalsiyum, magnezyum, manganez mineralleri bulunmaktadır. Sindirim sistemimiz vücudumuzun en önemli işlevini yerine getiriyor bilmeniz lazım yoksa geçen yıl rahatsızlandığı için günlerce hastanede yatmak zorunda kalan Ankara travestilerinden Bade’nin durumuna düşersiniz. Özellikle önümüz Ramazan ve oruç tutarken kabızlık çekme sorunu yaşayabilirsiniz. Tedbirli olmakta fayda var. En iyisi orucu su ile açmak ve yanında lifli bir gıda yani hurma yemek bir de çok fazla yemeyin. Çok yemek sizi rahatsız edebilir. Sağlıklı günler dilerim aman kendinize iyi bakın sevgili dostlarım İclal.

Ceketler yine moda

Bu sene de yaz akşamlarının vazgeçilmezleri ceketler olacak gibi görünüyor. Özellikle şişik bel ve kol kısımlarında lastik olan ceketler çok moda gibi yoksa dolabınızda öyle bir ceketiniz yok mu? Demek ki alış veriş vaktiniz gelmiş. Hazır hafta sonu gidelim alalım. Hem değerli İstanbul travestilerinden ben de fikir alır kendime bir ceket alırım. Bu yeni tarz ceketler her stile uyabilen, günün her saatinde giyilebilen, terletmediği gibi kumaşının ipek olması nedeniyle de giyenin rahat etmesini sağlıyor. 70’lerde ünlülerin üzerinden çıkarmadığı, öğle güneşinin altında bile stiline dahil ettiği ipek bomber ceketlerle sıkça karşılaşacağınız gibi görünüyor. Ayrıca dev gibi çiçekleri olan, pullu işlemeli ceketlerde çok moda bana dediğim gibi yetmişleri hatırlatıyor bu ceketler eski Türk filmlerinden çok görmüştüm demek ki giymek de nasip olacakmış. Şimdilerde sadece dünyaca ünlü markalar değil, hızlı tüketim markalarının da vitrinleri süsleyen bomber ceketlerine göz attığınızda sadece ipek ya da desenli olmadıklarını, bunların yanı sıra dev çiçeklerle bezendiklerini, pullarla parıldadıklarını, işlemelerle gelecek sezonlara da etki edeceklerini görebilirsiniz. Ceketleri atın parçası haline getiren Kim Kardashian, Ellie Goulding, Olivia Palermo gibi ünlüler, bu ceket tasarımlarına sezonun trendi olarak bakmıyorlar. Bomber ceketlerin yükselişinde sportif stilin de çok büyük etkisi var. Ceketler özellikle mini bir elbise ya da kısa bustiyerlerle giyildiğinde hayli çekici duruyor. Lacivert, haki ve beyaz renkleri ile öne çıkan ceketler, katlı kesim elbiseler, örgü trikolar ve pijama pantolonlar sokakları arşınlıyor. Bana soracak olursanız özellikle şişman kadınlar bu şişme ceketlere çok sarkmasınlar derim çünkü iyice şişman gösterdiklerine eminim. En iyisi biraz kilolu olanlar daha yapışan tarz uzun ceketleri tercih etsinler. Sonuçta her modaya uymak zorunda değiliz zaten moda bence insanın kendine yakışanı giymesidir. 2016 yazının 70’lerin etkisi altına gireceğinin işaretleri uzun zamandır ortadaydı. Baharın ilk günlerinde bomber ceketiyle dikkat çeken model ve blogger Ferragni’nin arkasından Kendall Jenner, Gigi Hadid gibi modeller de bu akıma duyarsız kalmadı. Moda zaten önce ünlülerin üzerinde boy gösteriyor sonra onlarda gören bizler alıyoruz. Reklam yapmak da böyle bir şey işte sevgiler İclal.