Yok aslında farkımız

Hiçbir insan bir diğerine benzemeyen özellikler ile dünyaya geliyor hepimiz insanız ama farklı kişiliklere sahibiz. Farklı olmamız aslında özgün olmamızı da beraberinde getiriyor.
Hayatımızın her döneminde farklılıklarını ortaya çıkarmak için çabalayan insanlarla mutlaka karşılaşırız. Daha küçücük bir bebekken fark edilmek için ağlama güdüsünü kullanırız. “Ağlamayan çocuğa meme yok” deyimi de buradan çıkmıştır. Öğrenilmiş çaresizlik dediğimiz bu duygudan kurtulmak isterken birden marjinal oluveriyoruz. Yaz ortasında bot giyen arkadaşlarınız mutlaka vardır hatta belki de o marjinal sizsinizdir. Benim tanıdığım bir tane var mesela İstanbul travestilerinden Esra farklı görünmeye bayılır ve bunun için çok da çaba harcar. Saçlarını en son buz mavisi rengine boyayıp uzun bir süre öyle dolaşmıştı. Sokakta yürürken bir gören dönüp bir daha bakıyordu.
Bir de sırf ekran önünde göründükleri yani ünlü oldukları için marjinal olmaya çalışan insanlar var bir psikolog bu durumdaki ünlüler için şöyle bir açıklama yapıyor. “Burada ya kişiler narsistik yaralanmalarını iyileştiriyor ya da histrionik bir durumda ilgiyi üzerlerinde tutarak ‘ben’lerini iyileştiriyorlar” aslında ne demek istediğini anlamadım ama bence sadece farklı olmaya ve kendilerinden söz ettirmeye çalışıyorlar. Şöhreti taşımak sanıldığı kadar kolay bir iş değildir öyle elinize geçen bir kıyafeti üzerinize geçirip sokağa fırlayamazsınız çünkü üzerinizde milyonlarca göz sizin her yaptığınızı eleştirmek için hazır bekliyordur.
Buna benzer marjinal olma isteği sıradan insanlarda da görülebilir, marjinal olmak için yaşanılmış ya da yaşatılmış bir çocukluk dönemi yeterli olabiliyor. Tıpta narsist bozukluk olarak adlandırılan bu durum, sürekli beğenilme isteği, sınırsız zeka ve güç isteği, kibirlilik ve kendini bulunmaz hint kumaşı zannetmek gibi duyguların ortaya çıkmasıyla kendini ele veriyor. Narsizm erken dönemde fark edilmezse ve kronikleşirse tedavi oldukça zor olabiliyor.
Ama illaki her marjinal bu hastalığa yakalanmış diyemeyiz. Bunların içinde kendine özgün giyinmeyi seven insanlarda vardır. Örneğin Ankara travestilerinden Sanat, kimsenin beğenip giymek istemediği bir şapkayı kendine uyarlayıp farklı bir tarz yaratır ve bir davete o şapkayla katılır bunu yaparken amacı dikkat çekmek değil kişiliğinde yatan yaratıcılığı ortaya çıkarmaktır.
Histrionik Bozukluk denilen ilgi odağında olmadığınızda rahatsızlık duyma ya da narsistlik hastalığı yaşamıyorsanız yok aslında birbirimizden farkımız kısacası başkalarına benzememeyi kim sevmez ki? Biraz marjinal olmaktan kimseye zarar gelmez. Saygılarımla.

Aşkın kimyası

Eş seçerken sadece görsel güzelliğin yetmediği işin içine kimyanın ve fiziğin de girdiğini biliyor musunuz? Şimdi nereden çıktı bu lise ders kitabı gibi konuşmalar demeyin. Bakın erkekler ve kadınlar kendilerine eş seçerken nelere dikkat ediyorlar.

İnsan bedeni iki eşit parçadan yaratılmış gibi dursa da aslında bedenimizin bir yanı diğer yanıyla tamamen aynı değil yani maalesef simetrik değiliz. Üzülmeyin hepimiz bu konuda biraz kusurluyuz. Erkeklik hormonu fazla olan erkeklerde vücut hatları daha keskin, sivri ve sert kenarlı iken, kadınlarda küçük ve yuvarlak yüz , dar alın, ufak tefeklik tercih ediliyor. Neden bilinmez ama erkek beyni bu modelde olan kadınların kendilerine daha sağlıklı bir nesil sunacağını düşünüyorlar. Zaten eş seçimi de en çok beyinde biten bir kavram, beynimiz tamam dediği zaman gözümüzün gördüğünün bir önemi kalmıyor.

Erkekler bir kadının fiziğine bakarken ince beline ve geniş kalçalarına mutlaka dikkat ediyor hatta bazen bu yaptığının kendisi bile farkına varmıyor. Dediğim gibi bu olay sadece doğru kimyayı eşleştirmek için canlılara verilmiş bir özelliktir. Ankara’da yaşayan travesti Sanat yakın zamanda bel bölgesindeki fazla yağları aldırdı hatta bu operasyonu geçirmiş Adana’da, istanbul’da, Bursa’da tanıdığım pek çok travesti var. Galiba ince belli olmak beğenilmek için şart doğrusu benim de belim oldukça ince sayılır. Belim ince olmasına rağmen balık etli bir travesti olduğum söylenir çünkü erkekler konuşurken zayıf kadın deseler de her zaman balık etli kadınları tercih ederler.

Eş seçerken fizik ve kimya alanında kokudan da yararlanırız. Ten kokusu en az fiziği görünüm kadar önemlidir. Bu kokuya feromen deniliyor ve pek çoğumuz bu kokuyu hissetmeden algılıyoruz. Yanlış eş seçmemek için kokulara da dikkat etmemiz gerekiyor yani, kısacası eş seçiminde biz bilmesekte bizi doğru kişiye doğru çeken görünmeyen güçler var. Kimyanın uyuşmuyorsa eşiniz ne kadar güzel ya da yakışıklı olursa olsun bu ilişki yürümüyor.

Vücudu simetrik olan erkeklerde feromen kokusu daha fazla olduğundan üçgen vücutlu bir erkek gördüğümüzde gözlerimizi ondan alamıyoruz. Demek ki neymiş bir kadının kalbini fethetmenin yolu spor salonlarından geçiyormuş. Hadi bakalım beyler çalışın.

Aşk kapıyı çalınca

Bugüne kadar mutlaka aşk duygusunu bir kez de olsa yaşamışsınızdır. Aşk insanın başına öyle çok gelen bir duygu değildir. Ömrünüz boyunca strese defalarca girip çıkarsınız ya da başka duyguları sayısız kez yaşarsınız ama aşk o duygular kadar kolay bulmaz bizi, aşkın insanı hayatı boyunca sadece dört kez yakaladığı varsayılır. Bazen aşkınızın farkına bile varmazsınız özellikle başka biriyle birlikteyseniz sadakat devreye girer aşk kapıdan uçup gider.

İngiltere’de bu konuyla ilgili yapılan anketin sonuçlarına göre aşk kapımızı dört kere çalarmış. Ortalama 200 kişi üzerinde yapılan anket sonuçları katılımcıların altıda birinin ilk aşık oldukları kişilerle evlendiğini, on kişiden birinin ise ikinci aşık oldukları insanla evlendiği sonucuna ulaşmıştır. Yabancı dergileri okumaya bayılan İstanbul travestilerinden Aysıma, bu anketin batı dünyasında yaşayanlara uygun olduğunu ancak biz Türkleri kapsamadığına inanıyor. Belki de öyledir ama ben bize de bire bir uyduğunu düşünüyorum. Hayatının aşkını bulanların yüzde altmış biri sevdiği kişi ile evlendiği halde mutluluğu bulamamış. Kısacası ayrılmak zorunda maalesef kalmış aşk her zaman mutluluk getirmiyor.

İlk aşk deneyim yaşı ise ortalama yirmi ile otuzlu yaşlar yani gençlik yılları, eğer hala bu yaşlardaysanız ve hiç aşık olmamışsanız ilk aşkınızı aramaya hemen başlamalısınız yoksa kırklı yaşlara kadar onunla tanışma şansınızı elden kaçıracaksınız. Anketin beni hiç şaşırtmayan sonucu ise kişilerin genellikle aşk deneyimlerini ayını işyerinde çalıştıkları insanlarla yaşamış olmalarıdır. Bizde bu eğer okul sıralarında olmamışsa mutlaka iş yerinde gerçekleşir.

Aşk kapınızı çaldığında onu bir kez içeriye alırsanız devamı mutlaka gelecektir. Aşkı yaşayan insanlar bu duyguyu yeniden yaşamak için can atarlar. Ben aşk konusunda fikir almak için Adana travestilerine, Ankara travestilerine ve güzelleriyle meşhur İzmir travestilerine bir anket uyguladım. Bulduğum sonuç evet tahmin ettiğim gibi biz ilk aşkı okul sıralarında yaşıyoruz üstelik en platonik olanından bir aşk bu, çünkü karşı cinse açılma şansını bir türlü bulamıyoruz sanırım bu da bizim yetiştirilme tarzımızdan kaynaklanıyor.

Daha ilkokul sıralarında başlayan ve sonunda mutlu bir birliktelikle biten aşkları sadece filmlerde izleme şansımız oluyor. Gerçekte olan ise kalbimizde ince bir sızı ile ona elveda dememiz. Herkesin aşkı bulması dileğiyle hoşçakalın.

 

Burçlarda Aşk

Aşk ve burçlara inanmayanımız yoktur. Peki burcunuz size bu yaz bir aşk sunuyor mu? Burçlara göre 2015 aşk yorumlarını sizler için derledim.

Kış aylarıyla birlikte rafa kalkan aşk yazın sıcak yüzünü göstermesi ile yeniden depreşir.

Özellikle koç burcu için ikili ilişkileri sorgulama ve kendine yeni bir yol haritası çizme zamanı. Eğer bir ilişki yaşıyorsanız bakın bakalım nasıl başladı ve hangi yöne doğru savruluyor. Diyarbakır travestilerinden Sanat, umutsuz bir koç burcu aşk konusunda hala bir ilişkisi yok ve sanırım bu yaz da ona iyi bir haber veremedik.

Gelelim Boğalara boğalar aşk mantıklı bir durum olsaydı çoktan bir seçim yapar ve kendilerine en uygun aşkı bulurlardı ama maalesef titiz ve düzenli hayatı seven boğalar biraz seçici davranıp aşkı yine ıskalamak üzereler. Çıkın şu gerçek hayattan ve biraz da aşkın büyüsü ile yeni bir dünyada yaşamaya başlayın.

İkizler burcu aşık olmak için her zaman hazırlar fakat aşırı duygusal yanları yüzünden aşkı bulalım derken, mutsuzluğa giden yolda bulabilirler kendilerini hadi siz de çıkın duygusal sarmalın içinden ve gerginliklerinizden kurtulun.

Gelelim dünyanın en nazik insanlarının, çıt kırıldımların olduğu yengeç burcuna, yengeçler ani kararlarla güzel bir mutluluğu yarıda bırakmayın ve biraz risk almayı deneyin. Çok sadık insanlar olduğunuz doğru ama kime sadık kaldığınıza dikkat etmeniz gerekir.

Bu yaz Aslan burcunun yazı olacak gibi görünüyor çünkü Jüpiter sizin için dünyaya yaklaşıyor. İlişkilerinizde gizli bir sihirli el hissedebilirsiniz.

Başak burcu ise ne yaparsa yapsın bu yaz kontrolü elinde tutmayı başaramayacak gibi görünüyor. Büyük karar anı geldiğinde aman dikkat!

Teraziler Agustos ayını iple çekin  hayallerinizi süsleyen kişiyle tanışmak üzeresiniz umarım her şey yolunda gider.

Akreplerin ayı ise temmuz olacak. Fırsatlarla dolu olan temmuz ayında yeni bir şeye başlamak için hazır olun ya da zaten mutlu giden bir beraberliğiniz varsa ona sıkıca sarılın.

Ah sıra ne istediğine bir türlü karar veremeyen yayalara geldi. Her durumda karşısındakine inanmaya hazır saf aşıkların burcudur yay, hayatta iniş çıkış sevmezler aşklarından beklentileri ise sadece sadakattir. Bir yay bulduysanız sakın bir hata yapıp onu kaybetmeyin. Hata büyük bir şey değilse zaten yaylar sizi affedecektir.

Oğlak, kova ve balık burçları için ise bir daha zor bulunacak deyim yerindeyse kırk yılda bir olacak harika bir yaz kapıda, yapmanız gereken sakince o anı beklemek evlenme teklifleri, harika başlangıçlar ve belki de ömür boyu sürecek bir beraberlik sizi bekliyor. İzmir travestilerinden Sanat’ta  duygusal balık burçlarından ve yazımı okuyunca şimdiden heyecanlandı. Hadi hayırlısı diyelim.

 

İnsülin direnci

insulin-direnci

Glisemik indeksin yüksek olması olarak adlandırılan insülin direnci pek çoğumuzun başında kara bela gibi dolaşmakta, yediğimiz yiyeceklerden kaynaklanan bu duruma bir çare arıyorsanız ne yapmalısınız?

Öncelikle bazı yiyecekleri hayatımızdan çıkarıp atmamız gerekir. O çok sevdiğiniz şekerli hazır gıdalar kilo almanızı ve insülin direnciniz artmasına neden oluyor. İnsülinle savaşa başlayan travesti Ayda, işe ilk olarak beyaz ekmeği hayatından çıkarıp yerine esmer ekmeği koymakla başladı. Tabi ki sadece ekmek yemeyi kesmek çare değil yapılması gereken daha bir çok adım bulunmakta.

Şerbetli tatlıları hepimiz çok seviyoruz ve öyle ha deyince bırakamıyoruz. Oysa belimizin hızla kalınlaştığı kilo aldığımız da aşikar. Hazır meyve suları ile de vedalaşın. Ben pilavsız yaşayamam o yüzden beyaz pirinçle yapılmış tereyağlı bir pilavı listeden çıkaramam diyorsanız diyete hiç başlamayın çünkü, beyaz pirinç tam bir insülin deposu ve özellikle kadınların güzelliğinin düşmanı.

Hafta sonu patates kızartması olmadan kahvaltı yapamıyorum diyenler de şunu iyi bilsin patates ve patatesten yapılmış gıdalar sağlımızı tehdit ediyor.

Eğer kilo vermede zorluk, özellikle sabahları aç karnına tatlı isteği, bel çevresinde kalınlaşma sorunlarınız varsa insülin ölçümü yaptırmalısınız. Gün içerisinde efor sarf edecek hiçbir şey yapmadığınız halde yorgunluk hissediyorsanız ve yemek yedikten kısa bir süre sonra acıkıyorsanız söylenenlere artık kulak asmanız vakti gelmiştir.

En az sekiz saat aç kaldıktan sonra yapacağınız bir kan tahlili ile insülin oranlarınızı tespit edebilir ve gereken önlemleri alabilirsiniz. Spor yapmak insülin duyarlılığını arttırarak direncinin kırılmasını sağlayacaktır. Haftada 3 saat spor yaparak bu direnci kırabilkişrsiniz ama sporu ihmal etmeden ve düzenli olarak yapmak şart. Ancak insülin direnci çok yüksek olan kişilerde ilaç tedavisi desteği gerekli olabilir. Uygun hastalarda, bazı özel komplekslerde uygulanabilen cihaz desteği ile pasif egzersiz programları uygulanabilir. İnsülin, vücudumuzun pankreası tarafından salgılanan, vücüttukai şekeri kullanarak kan şekerimizi normal ölçülerde tutan bir hormondur. Bu hormon, kan şekerinin kandan ayrılarak hücre içine girmesini sağlar, böylece kandaki şeker düzeyi azalmış olur. Kısacası pankreas tarafından üretilen insülin aşırı şeker ve nişastalı gıdalar tüketen kişilerde fazla çalışacağı için pankreas kanserine kadar giden bir yolun kapılarını aralar. Diyabet hastaları pankreasları yeterli insülin salgılayamadığı için vücutları için gereken insülini dışarıdan almak yoluyla hayatları boyunca bu ilaç ve iğnelere bağımlı yaşarlar. İşte tüm bu saydığım nedenler yüzünden insülin direnci artan travesti Ayda sağlıklı bir hayat sürebilmek ve genlerinden gelen kalıtımsal şeker hastalığına yakalanmamak için sıkı bir diyete başladı. Sizlerde zaten zararlı olduğu kabul edilen bu besinlerden uzaklaşmalı ve ömrünüzün kalan kısmını fit bir bedenle geçirmelisiniz. Sağlıklı günler dilerim.

 

 

Libido yavaşlıyor

libido

Kısaca cinsel zevk dürtüsü anlamına gelen libido aslında hafife alınmayacak kadar önemlidir. Yıllar geçtikçe azalan, dönem dönem düşüşe geçen bazen ise zirve yapan libidonun nasıl beslendiğini ya da nasıl tükendiğini bilmek ister misiniz?

Cinsellik olmasaydı dünyada canlı neslinin devamı olmayacaktı. İnsan ilişkilerine yön veren ve tamamen doğuştan gelen bu kabiliyetimiz sayesinde yeryüzündeki hayatımızı sürdürebiliyoruz. Hayatı ne kadar hızlı yaşarsak libidomuz o oranda düşme eğilimi gösterecektir. Yoğun stres altında geçirilen ya da monoton bir hayatın en kötü etkisi cinsel isteği köreltmesidir. Bazen içinizden sevişme isteği geldiği halde işlerin yoğunluğundan ya da hayat koşturmacısından ertelenen bu istek zamanla azalmaya sonrasında yok olmaya mecburdur. Bu konuda bilgisine danıştığım travesti Aşkın, cinselliğin fiziksel bir ihtiyaç olduğunu nasıl ki susadığımızda su içmeyi erteleyemiyorsak, cinselliği de ertelemek ya da ötelemenin olumsuz sonuçlar doğuracağını söyledi.

Kadınlara nazaran erkeklerde daha fazla ortaya çıkan libido azalmasının pek çok nedeni vardır. Bunların en başında depresyon gelmektedir. Sevişme isteğinizi kaybettiniz çünkü aslında hayattan zevk almıyorsunuz. Bu durum günlük hayatınızı olumsuz etkilemeye başladıysa bir doktora görünmekten başka çareniz olmayabilir. Depresyon için kullanılan bazı ilaçlar da sizde cinsel isteksizlik yaratıyor olabilir.

İkinci neden olarak başımızdan geçen dramatik olaylar söylenebilir. Mesela yakın zamanda işinizden ayrılmış, ya da çok sevdiğiniz bir yakınınızı kaybetmiş olabilirsiniz. Bu durum insanı derinden sarsacağından kısa bir dönem libidoda düşme yaşanır. Yakın zaman önce çok sevdiği köpeğini kaybeden travesti Ayda, o dönemin şoku ile sevgilisine yakınlık gösteremeyeceğine ayrılığın eşiğinden dönmüştü.

Hayatı biraz daha yavaştan almak, dinlenmeye vakit ayırmak gerekir. Yoksa stres ile geçen bir hayatta kendimize vakit ayırmayarak çok önemli bir tedavi olan cinsellikten uzaklaşmak an meselesidir. Sevgilinizle ilgili bir probleminiz varsa öncelikle bu sorunun altından tek başınıza kalkamayacağınızı bilmeniz gerekir. Mutlaka doğru bir iletişim yöntemi ile sorunlarınızı paylaşmalı, boşuna birbirinizi ihmal etmemelisiniz. Sizi heyecanlandıran, zevk aldığınız şeyleri onunla paylaşmaktan çekinmeyin.

Sevdiğiniz insana karşı cinsel isteksizlik yaşamanız normal bir durum değildir. Mutlaka altta yatan bir sorun olduğunu bilmeniz gerekirse bu sorunu halletmek için bir psikologdan yardım almalısınız. Yetişme tarzının da libido düşüklüğü ile yakından bir ilgisi bulunmaktadır bazen aşırı tutucu bir ailede büyüyen çocuklar ileriki yaşlarında cinsellik ile ilgili yanlış duygulara kapılabilirler. Bilmeniz gereken tek gerek cinselliğin biz canlılara sunulmuş bir ödül olduğu ve sadece bu yolla neslimizin devamının sağlanacağı olmalıdır.

 

 

Naz etme ne olur

nazİnsan sevdi mi tam sevmeli, öyle nazla niyazla hiç kimseyi yola getiremezsiniz. Neymiş efendim erkek hep alttan almalı kadın üste çıkmalıymış. Bence bunlar gereksiz aşk oyunları, sevdiği insan tarafından el ütünde tutulmayı herkes ister ama baktın olmuyor vazgeçmek kolay mı öyle ha deyince…

Gençlik yıllarımda en büyük korkum olan terk edilmek yüzünden köpekler gibi aşık olduğum insanlardan ayrılırdım. Sırf ondan önce davranmak adına yaptığım bu hatalar yüzünden hayatta çok aşk kaybettim. Ama iş naza gelince orada durmayı hep bilmişimdir. Yalın arkadaşım travesti Yaren, ufak bir kırgınlık yüzünden sevgilisiyle bozuştu geçenlerde, ara özür dile dememe rağmen beni dinlemeyip, inada bindirdi işi, sevgilisi dersen ondan inatçı çıktı. Fındık kabuğunu doldurmayacak bir sorun yüzünden ayrılmanın eşiğine gelmişlerdi ki, araya girmek zorunda kaldım.

Aşk dediğin pazarda satılmıyor o kadar kolay harcanmamalı diyerek ikisini bir akşam yemeğinde buluşturdum. Kimse kimseden özür dilemedi ama bir birlerini görünce buzlar kendiliğinden eridi. Sonuç barıştılar artık böyle aptallıklarla güzel bir ilişkiyi sonlandırmazlar umarım.

Bir de ilişkiye heyecan katmak için durduk yere tavır yapanlar var sevgilisine en çok onlara kızarım ben. Bir ilişkiyi canlı tutmak istiyorsan bir dargın bir barışık olup, adamın kafasını karıştıracağına yenilikler keşfetmeyi deneseler eminim her iki taraf için de daha hayırlı olur.

Sevgililer günü yaklaşırken daha gösterişli bir hediye kapmak için yapıyorsanız bu entrikaları elinizdekinden de olabilirsiniz. Ortada bir sürü sevgilisi olmayan insan varken, elinizdekinin kıymetini bilmeyip, har vurup harman savurmayın. Sonra üzülen siz olabilirsiniz.

Çocukluğumdan beri kıskançlık etmişliğim olmuştur ama naz derseniz benim kitabımda yazmaz. Sevdiğim insana  kıyamam ki ben, ona nazlanıp usandırmak zaten doğru da değil. Oysa etrafımda bir takım insanlar yapacakları işler için bile nazlanmaya bayılıyorlar. Geçenlerde bir travesti arkadaşa işim düştü yarım saat nazlandıktan sonra nihayet istediğim işi yaptı.

Fazla naz aşık usandırır sözüne fazla naz dost kaybettiriri eklemek geldi içimden, aman atasözüdür bozmayım diye ellemedim. işin şakası bir tarafa naz etmeyin ne olur alın sevgilinizi hazır 14 Şubat hafta sonuna geliyor. Güzel bir kaçamak yapın hayatın tadını çıkarın. Sevgi de gençlik de elden gitti mi bir daha geri gelmiyor. Sevgiyle kalın.

8513_9690_02092013_1

Aşkın katili

trave

Kısa bir süre önce okuduğum psikolojik bir roman beni öylesine etkisi altında bıraktı ki, aşkın cellatlarına küsmek istedim. Ünlü bir psikiyatr olan Irwın Yallom’un hastalarının gözlemlerinden yola çıkarak yazdığı bu kitapta 10 farklı kişilik ve 10 farklı hikaye bulunmakta ama beni etkileyen kısım kitaba da ismini vermiş olan aşkın celladı kısmı idi.

Hastasını iyileştirmek için yaptığı çabalar hastasının yüreğinde derin bir boşluğa dönen bir doktorun derin ve çaresiz çırpınışları karşısında kitabı elinizden bırakamıyorsunuz tıpkı yazarı gibi keşke demek için çok geç olsa da keşke öyle bitmeseydi dediğiniz bir kitap aşkın celladı. Kitabı İnternetten okudum ama okuduktan sonra başkalarının da bu kitabı okumasının fayda sağlayacağını düşünerek bir kitapçıdan kitabı satın aldım. Şimdiden kitabı okumak için travesti Sanat sıraya girdi bile ama onu kitap hakkında uyarmak içimden gelmedi okusun ve kendi yorumunu özgürce yapsın diye şimdi onun kitabı okuyup bitirmesini bekliyorum.

Hem zaten bu sayede kitabı tartışacak bir arkadaş da edinmiş olurum. Ama sizler kitaptan biraz bahsetmemde sakınca yok sanırım. Kitabın en ilgi çekici bölümünde kendisinden 30 yaş küçük bir erkeğe delicesine aşık bir kadını bu saplantılı ilişkiden kurtarmasını anlatan yazar,sonunda bunu başarıyor fakat bu seferde saplantılı aşık gidiyor yerine içi sanki bomboş olmuş 70 yaşında ölümü bekleyen bir kadın geliyor. Oysa kadın aşıkken hayata dört elle sarılmış ve yaşamak için kendine bir neden bulmuştur. Aşkı son bulduğunda ne yapacağını bilemeyen bu kadın için acı ve ızdırap dolu günler başlıyor ve yazarımız olan doktor yaptığı şeyden pişmanlık duymaya başlayarak kendine aşkın celladı ismini veriyor.

Aşk gerçekten de insanı hayata bağlayan en güçlü bağlardan biridir. Bu dünyada sevdiğiniz birini asla terk edip gitmek istemezsiniz. Zaten bu yüzden aşk için intihar edenleri bir türlü anlamamışımdır.

İnsan seviyorsa onu elde etmek için onunla bir ömür mutlu olmak için sabırla beklemeli, hayattan kopmak yerine daha bir fazla sarılmalı hayata ki, hayat ona istediklerini sunmak için zaman kazansın. Ben travesti İclal ve arkadaşım zaten aşkların ölümsüz olduğuna inananlardanız. Tıpkı şarkıda olduğu gibi “ben aşkı ölümsüz bilenlerdenim, bir ömür boyunca sevenlerdenim.”

Aşk celladı olmak yerine aşk mabutu olmanız dileğiyle hoşçakalın.

Trans ameliyatı sonrası hayatını kaybetti

Trans Danışma Merkezi Derneğinin Facebook sayfasını takıp edenler “Dönmelere doyamadık” kitabı ile adını duyuran trans aktivist Doğa Asi Çevik’in ölüm haberini okumuştur. Asker bir babanın çocuğu olarak dünyaya gelen Çevik, kısa bir dönem askerlik yaptığını ve bu dönem zarfında içindeki travesti yüzünden çok zorluklar çekmesine rağmen başarılarla dolu bir iş hayatı sürdürdüğünü anlatıyordu.

Özel bir hastanede ameliyat olan Çevik, ameliyat sonrası nefes alma sıkıntısı yaşamaya başlamış, trans ameliyatı geçiren Çeviğin ameliyatının çok iyi geçmesinin ardından fenalaşması sevenlerini şok etti. Ameliyattan 5 gün sonra hayatını kaybeden Çevik, Trans Danışma Merkezinde de kısa bir süre çalışmış. Çeviğin yakınları olayı yargıya taşıdığı için maalesef daha fazla detaya giremiyorum. O yüzden size kitabı anlatmakla yetineceğim.

Trans kadın kampına katılan 11 kişinin anlattığı hikayelerden yola çıkılarak yazılan kitap, trans kadınların eğitim, iş hayatı, sosyal güvenlikleri, doğdukları yerlerden göç etmeleri, sağlık, transfobi, günlük yaşamları, nefretten kaynaklanan anlamsız saldırıları konu alıyor. Ayrıca bir gazetecinin beş farklı şehirden translarla yaptığı röportajlara da kitapta yer verilmiş. Kitabın beni en çok etkileyen yanı ise ücretsiz dağıtılıyor olması çünkü herkesin bu konuda bilgi sahibi olması ve olaylara başka gözle bakmasını sağlayacağını düşünüyorum.

Medyada sıkça yer alan 3. Sayfalara sıkışmış travesti terörünün en iyi şekilde anlatıldığı bu kitabı özellikle transfobisi olanlar okumalı. Kitap bir maille elinize ulaşıyor. Hayatın tüm zorluklarıyla baş etmeyi öğrenmiş, yeri gelmiş mücadelede yılmış, yeri gelmiş azimle kendini anlatmaya gayret etmiş bu insanların hikayesini göz ardı etmek, hayat işte bacım diyenlerin sesini duymamak, vicdanlara sığmaz. Bu trans kadınların her birinin birbirinden farklı bir hayatı olduğunu anlamak için, dinlemek ya da bu kitabı okumak gerekiyor. Ben de travesti İclal olarak bir tane sipariş ettim.

Ayrıca derneğin önümüzdeki sene kampı trans erkekler için düzenleyeceğini öğrendim. Birilerinin bir şeyler yapıyor olması beni hayata karşı umutlandırıyor. Mutlaka bir gün her insanın bir diğeriyle eşit olduğu gerçeğini kabul edip, sadece translara değil, çaresiz, kimsesiz, engelli ya da yardıma muhtaç kim varsa el uzatacağımız günlere kavuşacağız. Her zaman bu konuda bütün iyimserliğimle o günü bekliyorum.

 

Sevgililer günü yaklaşırken

Sevgiliniz olsun ya da olmasın, sevgililer günü için bir planınız mutlaka vardır. Böyle önemli günler yaklaşırken, garip bir sevinç duyarım belki bu sefer güzel bir gün geçirebilirim diye fakat maalesef hiçbir sevgililer gününde bir sevgilim olmadı. Kısa süren ilişkilerim mart kedileri gibi hep yılın bahar aylarına denk gelen günlerinde başlayıp, şubat ayını göremeden bitti. Belki de ben de bir gariplik vardır diye düşünüyorum ya da herkesin dediği gibi kısmet deyip geçiyorum.

Aslında bu aralar en yakın arkadaşım travesti Sanat, yeni bir ilişkiye başladı. Bu sene 14 Şubat en azından onun için güzel geçebilir diye seviniyorum. Peki benim bir türlü kutlamayı başaramadığım sevgililer günü nereden çıktı derseniz sizlere pek çok söylentiden en yaygın olanını anlatmayı denerim.

Roma imparatorunun herkesin asker olmasını istediği bir dönemde, erkeklere en azından genç olanlarına evlenmek yasaklanmıştı. Ayrıca dini de bağlayıcı gören imparator dini inancı bile yasaklamaya cüret etmişti. Oysa cesur ve imparatordan korkmayan Valentinus, o dönemde bir kilisede papaz olarak görev yapmakta ve imparatorun emrine karşı çıkarak sevenleri evlendirmeye devam ediyordu. Bunu öğrenen imparator Valentinus’u zindana attırdı. Zindanda gardiyan olarak çalışan iyi niyetli biri, gözleri görmeyen kızkardeşi Julia’yı belki şifa bulur ve yeniden görmeye başlar düşüncesi ile papaz olan Valentinus’un yanına koyar ve aslında bir aşkın doğmasına vesile olur. Güzel ve zeki bir kız olan Julia, Valentinus’tan dinlediği hikayeleri o kadar çok beğenir ki, bu hikayelerin sahibini görmek için her gün dua etmeye başlar. O kadar içten dualar ede ki bir gün zindanın içine sarı bir ışık dolar ve o anda Julia’nın gözleri açılır. Fakat kara talih ertesi gün sevdiği adam için ölüm emri verilir ve Valentinus ölüme gitmeden önce sevgilisine bir mektup yazar. Bu mektubun Julia’ya ulaştığı tarih 14 Şubat 270’dir. İmparatorun emrine karşı çıktığı için sopalarla dövülerek öldürülen Aziz Valentinus’un öldüğü gün 226 yıl sonra Vatikan tarafından sevgililer günü olarak kutlanmaya başlar.

Evet sevgililer günü hristiyan inancını yansıtmaktadır ama insanın sevdiğine hediye vermesinin hangi dinde olursa olsun kötü bir yanı olmadığı için ülkemizde de kutlanmaktadır. Bu hikayeyi anlatttığım travesti Sanat, daha acıklı bir aşk istiyormuş gibi yüzüme baksa da maalesef gerçek hikaye bundan ibaret belki daha güzel bir hikayeyi o yeni sevgilisi ile yazar ve bir gün gelir onu da bu satırlarla sizlere anlatırım. Şimdiden mutlu günler dilerim. Sevgiyle kalın.