Hangi yiyecek hangi organımız için

Havuç yemenin gözlere iyi geldiğini neredeyse hepimiz bir yerlerden duymuşuzdur ama neden iyi geldiğini pek merak etmeyiz. O zaman ben size hangi yiyeceğin hangi organa iyi geldiğini nedenleri ile anlatayım. Havuçta bulunan beta- karoten gözün içinde bulunan iris tabakasına benzerliği ile ön plana çıkar ve bu benzerlik sayesinde göz için havuç yemeliyiz.

Kerevizi elinize alıp hiç neye benzediğine bakma şansınız oldu mu? Kereviz insan vücudunun ayakta kalmasını sağlayan düz kemiklere benzer işte bu benzerlik sayesinde kereviz yediğinizde daha güçlü kemiklere sahip olursunuz özellikle elli yaş sonrası kadınların kemik erimesine engel olabilmek için mutlaka bolca kereviz yemeleri gerekir. Ben travesti İclal olarak her sebzeyi yemeye özen gösteririm ama bazı travesti arkadaşlarımın kendilerine aynı özeni göstermeyerek yemek seçiyorlar eski ev arkadaşım Balıkesir travestilerinden Melis, ağzına pırasa sürmezdi. Kereviz yemeyenler de hiç değilse sağlık için kendilerini biraz zorlasınlar.

Aktarlara gittiğinizde marketlerde bulamayacağınız bir başka her derde deva sebzeyi yani zencefili bulabilirsiniz elinize aldığınızda ise tıpkı mide organına benzediğini görürsünüz. Eskiden beri midesi bulanan, midesinden rahatsız kişilere önerile zencefili mide rahatsızlığı yaşamak istemiyorsanız mutlak tüketin. Şimdi size harika tadı, kokusu ve yazın vazgeçilmezi olan üzümün akciğerlere çok iyi geldiğini, uzun yıllar sigara alışkanlığı olan kişilerin akciğerlerini temizlediğini söylesem şaşırır mıydınız? Akciğer ile ilgili tüm sorunlardan üzüm yiyerek kurtulun. Ayrıca astım bronşit rahatsızlıklarında ilaçlar bile daha etkilidir. Tatlı patates, kan basıncını düzenleyerek, pankreasın görevini daha rahat yapmasını sağlar. Ve bünyesinde yüksek oranda, pankreas kanserinin büyümesini engelleyen B6 vitamini var. Zaten şekli de iyi geldiği organa birebir benzemektedir. Mantar insan kulağına benzer ve duyma kaybını en aza indirir. Domates, içerdiği likopen ve C vitaminiyle kalbe fayda sağlar. Domatesi ortadan ikiye kesin ve kalbe benzediğini gözlerinizle görün.  Kadın gögsüne benzeyen greyfurtta bulunan limonoid adındaki fito kimyasal madde göğüs kanserini engelliyor. Kadınların şu sıralarda sanırım en büyük korkusu meme kanseridir.Son olarak cevizden bahsetmek istiyorum; Ceviz, omega-3, folik asit ve E vitamini açısından en değerli kuruyemiş olarak beyne benzer ve beynin çalışmasını düzenler. Dünyada hiçbir yiyeceğin gereksiz yere yaratıldığını düşünmeyin. Hepsinin insan sağlığı için önemi ayrıdır. Sağlıkla kalın.

Çıldırtan cevaplar

Çıldırtan cevaplar
İnternette son zamanlarda fenomen olan bir site tarafından kadın ve erkeklerin soru şekilleri üzerine bir anket yapılmış ve çıkan sonuçlara göre kadınlar ve erkekler hiç durmadan birbirlerini deli etmenin yolunu bulmuşlar nasıl mı? tabi ki sorularıyla.
Kadınlar ve erkeklerin karşı cinste bıkkınlık uyandıran cümlelerini, klişelerini, genellemelerini bulacağınız bu yazıyı dikkate almanızı tavsiye ederim. Bilindiği üzere erkeklerin bir kadını terk etmelerinde ki en büyük etken onların deyimi ile dır dır. Eğer içlerinde sizin de sarf ettiğiniz cümleler varsa, karşı cinsin o anda neler hissettiği konusunda biraz fikir sahibi olmalısınız.
Erkeklerin kadının sorduğu sorulara verdiği cevaplar biraz klişe olsa da genelde birlikte olalım ama özgürlüğüme dokunma tarzında olan kısa ve net cevaplardan oluşuyor. Mesela; Hayatım bırak akışına, o kadar da kasma kendini, zaten aşk dediğin sadece bir yalandan ibaret o yüzden ben aşka inanmıyorum. Düşünsenize deli gibi sevdiğiniz adam, tam siz ona aşktan bahsedecekken ben aşka inanmıyorum diyor. Ölür müsün öldürür müsün? Ya mübarek aşka inanmıyordun da ne diye düne kadar sensiz olamam diye başımın etini yedin? Şimdi iş ciddiye binince çevir kazı yanmasın misali yan çiziyorsun. ne yaparsın tipik erkek işte, beraber olmaya gelince varlar, ikimiz bir fidanın güller açan dalları olalım deyince arazi oluyorlar. Ha bir de bana da İstanbul travestilerinden bir arkadaşımın aktardığı erkek modeli var ki tam evlere şenlik, neymiş efendim kadının derdi sadece maddiyatmış. cebinde paran varsa kadına her şekilde çekici görünüyormuşsun. Ne saçmalıyor bu erkekler ya…
Sanki biz kadınların duyguları yok, erkeğin cebiyle ilgilenecek kadar da kendimize güvenmiyoruz. bana bakın önce canım cicim sonrasında bu kadınların hepsi Kezban gibi laflarınızı gidin yutacak olanlara söyleyin. Sizin karşınızda kaçın kurası var.Aşka inanan, kadını sevdi mi bırakmayan adam gibi adam bulduk da ne zaman cüzdanını sorguladık? Unutmadan bir de sen benden daha iyilerine layıksın cinsinden ne anlam ifade ettiği belli olmayan cümleler kuruyorlar adamı deli ediyorlar. Elbette ben senden daha iyilerine layığım ama gönül ferman dinlemiyor bir kere kondu mu oka kalkmak bilmiyor.En son bizim travesti kızlardan birinin sevgilisi canım çok tatlısın ama ben daha hazır değilim demiş. Sanki dalında olgunlaşmayı bekleyen dut, olunca haber verirsin demiş bizim kız koymuş kapıya adamı. Tamam bazen biz kadınlarda aptal sorularla boğuyoruz ama sizin de şu verdiğiniz cevaplar oldu mu şimdi? Saygılarımla.

Bisiklet kullanmak ömrü uzatır

Yazıma öncelikli bir haber ile başlamayı uygun gördüm.Bizden bizi ilgilendiren bir haber gazetelerden takip etmemiş olanlar için haberi buradan sizlerle paylaşıyorum. 23. LGBT Onur Haftası etkinlikleri çerçevesinde Kadıköy’de bir sokak partisi düzenlendi.Düzenlenen partiye oldukça yoğun bir katılım vardı. Onur Haftası grubu etkinlikten önce bir açıklama yaparak şunları söyledi; “Bizleri evlere hapsetmek isteyenlere, kendilerini hayatın olduğu gibi sokakların da sahibi sanan heteroseksüellere, yap ama evde yap kimseler görmesin diyenlere, ve daha nicesine inat buluşuyor, dans ediyor, taciz edilme, yalnız kalma korkusu olmadan, tedirgin değil güçlü hissederek eğleniyoruz!” ben de yapılan açıklamaya tamamıyla katılıyorum ve bizleri eve hapsetmek isteyenlere biz suçlu değiliz ki hapis hayatı yaşayalım diyorum.

Gelelim bugün sizlere asıl aktarmak istediğim konuya, konumuz bisiklet kullanımı. Sizin hiç bisikletiniz oldu mu bilmem ama ben bütün çocukluğumu bir bisiklet hayali ile geçirdim. Benim çocukluk yıllarım ülkemizde tam bir darboğazın, enflasyonun en yüksek seviyede yaşandığı yıllardı ve haliyle ailemin aba bir bisiklet alacak maddi durumu yoktu. O nedenle ilk bisiklet deneyimimi arkadaşımın bisikletiyle yaşadım.Emanet malın canı yufka olur misali daha ben bisiklete biner binmez ön tekerlek yerinden fırlayıp, karşı mahalleye kadar yuvarlanmıştı tabi bu olay sonrasında arkadaşım değil bir daha bana bisiklet bindirmek kapımızdan bile geçmedi. Benim bisiklet maceram da başlamadan sona ermişti. Yıllar geçip,kendi paramı kazanmaya başladığımda ilk iş gidip kendime en pahalı markadan bir bisiklet aldım. Şu an hala garajımda sakladığım bu bisiklet sayesinde çocukluğumu yeniden getiremedim belki ama kendime olan güvenimi kazandım. İnsan istediği zaman yapamayacağı şey yoktur. Bisikletimi geçenlerde Adana travestilerinden Şeyma’ya kısa süreliğine ödünç verdim çünkü o da maalesef benimle aynı çocukluk döneminden geçmiş ve onun da içinde bir bisiklet merakı uhde olarak kalmış. Laf aramızda emanet verdim ama umarım sapa sağlam geri alırım ne de olsa bisikletim benim de ilk göz ağrım.

Bisiklet kullanmak, insan ömrünü en az altı ay uzatıyormuş, dünyada en çok bisiklet kullanan insanlar Hoıllanda2da yaşıyormuş ve onlar üzerinde yapılan araştırmalar ömürlerinin gerçekten de normalden uzak olduğunu kanıtlanmış. Şimdi bizim travesti arkadaşın ömrü uzarsa bana duacı olur umarım. Duacı olmasa da canı sağolsun yeter ki onun ömrü benim sayemde uzun olsun. Sevgiyle kalın.

 

Hurmayla gelen sağlık

Sağlık için çok faydalı olduğu bilinmesine rağmen sadece Ramazan ayında tükettiğimiz bir yiyecek var.

Sizin de tahmin ettiğiniz gibi bahsettiğim yiyecek ne meyve ne de sebze değil başlı başına bir gıda ve lif deposu olan hurma. Yapılan araştırmalar hurma yemenin hafızayı geliştirmekten tutun da binlerce faydası olduğunu ortaya çıkarmış. Kolesterolü yüksek olanların özellikle tüketmesi gereken bu yiyeceği yıl içinde sadece bu ayda sofralarımıza koymamız oldukça yanlış bir davranış, eğer imkanınız varsa yıl boyunca bolca tüketin.

Hurma bilindiği üzere ülkemizde de yetişiyor özellikle Akdeniz iklimini seven bu gıdayı Adana, Mersin gibi illerimizde yetiştirenler de hurmanın sağlık açısından faydalarının bilinmesinin kendilerine de katkı sağlayacağını düşünüyorlar. Bende elimden geldiği kadar yıl içerisinde tüketmeye çalışsam da işin açıkçası bu mübarek ay dışında hurmaya ulaşmakta sıkıntı çekiyorum. Neyse ki Adana’da yaşayan travesti arkadaşlarımın yardımıyla yıl boyunca oralardan kargoyla getirtiyorum. Hurma, kanser önleyici antioksidanları ihtiva ediyor, bebeklerin beyin gelişimine önemli katkı sağlıyor, ülsere ve böbrek yetmezliğine fayda sağlıyor, sindirim sistemini düzenliyor. Yapılan bir araştırmada, lifli yiyeceklerle beslenmenin kolon, göğüs ve rahim kanseri ihtimalini düşürdüğü ortaya çıkmışken, bu gıdanın sadece yaz aylarında değil dört mevsim bulunduğunu hatta kışın kurusunun tüketilmesinde fayda olduğunu söylemeden geçemeyeceğim.

Güçlü bir antioksidan olan hurma, kanserden tutun da damar tıkanıklığı ve yaşlanma belirtilerinin gerilemesinde de öncü rol oynuyor. Depolanırken bozulmaya meyilli diğer meyvelerin aksine, hurmaların soğukta muhafazasında antioksidanların yoğunluğu artıyor. Hurmanın ayrıca çağın hastalığı damar sertliği ve kolesterol için faydalı olduğunu söylemeliyim. Tabi ben burada sadece bilim adamlarının bu konu üzerinde yaptığı araştırmaları sizlere aktarıyorum ama kendimde hurma yemeye başladıktan sonra olan değişimlerin de olumlu yönde olduğu hatta beni tanıyanların da hurma sayesinde yaşlanmadığımı bildiğinden eminim. Hurmada bulunan demir, kalsiyum ve fosfor ise, iskelet oluşumu ve vücudun kemik yapısının dengelenmesi için çok mühim elementlerdir. Hurma, ihtiva ettiği fosfor ve kalsiyum ile kemik zayıflığına karşı bünyeyi koruyup bu hastalıkların azalmasına yardım ediyor.

Özellikle böbrek rahatsızlığı olan travesti Ayça’nın bu gıdayı günün her saati tüketmesi gerekiyor aranızda bu yazıyı okuyanlar varsa lütfen sağlığınız için hurma tüketin. Sağlıklı günler dilerim.

Erkekler neden terk eder?

Erkekler üzerinde bir araştırma yapılmış ve onlara sadece eski kız arkadaşlarından neden ayrıldıklarını sormuşlar. Cevaplar beni şaşırttı desem yalan olur, klasik erkekler işte yani hep bildiğimiz gibiler.Bir tanesi eski kız arkadaşım dedektif gibi sürekli peşimdeydi ben bu kadar sıkıntıya gelemem demiş. Onların en sevmediği şey sosyal medyada ne yaptıklarını merak eden her şeye burnunu sokan kadınlar yani takıntılarımızdan vazgeçmeli ve onlara biraz olsun güvenmeyi öğrenmeliyiz.

İkinci en büyük neden ise özgür yaşamaya alışmış bireylerin bu özgür alanlarını başkasıyla paylaşma korkusuymuş. Kısacası, ilişki beni bağlamaz arkadaş ben istediğimi yaparım diyorsanız sizin bileceğiniz iş ama bu şekilde hiçbir erkeği elinizde tutamazsınız. Bizim Antalya travestilerinden Nazlı’nın yaptığı gibi adama haber bile vermeden tatile çıkarsanız yok artık derler yani bunu aklınızdan çıkarmayın.

Bir de sosyal medya manyakları var tabi onlar istiyorlar ki o mecrada bile kadın yalnız bana ait olsun ilişki durumunda kendisinden muhakkak bahsetsin. Benden söylemesi iyi giden bir ilişkiniz varsa, ilişki durumunu boş bırakmayın. Erkekler bir de rutinlik ve monotonluktan hemen sıkılıyorlarmış bunun için de hayatınıza biraz renk katmanız şart, her gün aynı şeyleri yapan sosyal hayatı sıfırlayan kadınlardan olmayın. Ara sıra da olsa sevgilinizi şaşırtmayı deneyin. Uzun evliliklerin de bitmesinde rol oynayan bu durumdan kurtulmanın  en kolay yolu yatak odasında biraz değişikliğe gitmek olabilir. Malum erkekler en çok buna önem verirler.

Erkeklerin büyük çoğunluğu ise birlikteliğin evliliğe doğru gittiğini fark ettiklerinde kaçarlarmış. Öyle durup dururken  acaba evlensek mi falan diye sormayın. Bizim travesti kızlar zaten bunu yapamadıklarından çünkü henüz resmi olarak evlenmemiz mümkün değil, sorun yok. Erkeğinize karşı ilgisiz davranmayın gerekirse onunla oturup futbol maçı izleyin. O konuşurken can kulağıyla dinleyin. Asla önemsiz olduğu hissine kapılmasınlar yoksa bu ilişki hiç beklemediğiniz bir anda bitiverir. Sonra üzülür ağlarsınız aman son pişmanlık da fayda etmez.

Aşırı kontrollü davranmayın bırakın bazı şeylerin kararını o versin yok yapamam derseniz en azından onun fikrini alıp sanki o karar vermiş gibi bir durum yaratın ki biz kadınlar bunu nasıl yapacağımızı iyi biliriz. Hoşcakalın.

 

Sinir küpü değil buz küpü

Doğal tedaviler inanmayan yoktur herhalde, bazı hastalıklar ya da uzun süren kronik ağrılar basit bitkisel tedavilerle, iyi bir moral ve pozitif düşünceyle iyileşebilir. İnsan vücuduna enerji yüklemek için illa enerji veren besinlere yüklenilmesi de gerekmez. Çinlileri yüzyıllardır uyguladığı akupunktur yöntemi pek çok derde deva olurken, bedeninize hiç iğne batırtmadan de akupunktur yapılabiliyor. İstanbul travestilerinden Aysima, iğne korkusuna aylardır çürük dişini bile çektirmeye gitmediği için içimizde iğne korkusu olan insan sayısının fazla olduğunu biliyorum. Şimdi size anlatacağım çok basit bir yöntemle pek çok rahatsızlıktan ağrısız, acısız kurtulabileceksiniz.
Öncelikle enerji ile dolmaya hazır olun. Soğutucudan çıkardığınız buz küpünü, tam olarak ensenizin ortasına yerleştiren buranın adı Çinlilerce rüzgar evi anlamına gelmektedir. Rüzgar evine koyacağınız buzun bir poşet ya da bez içinde olmasına dikkat edin çünkü bedenimizin hiçbir yerine buzu direkt olarak dokundurmamız gerekiyor, bu hareket ani bir şoka sebep olabilir. Başlangıçta biraz üşüyüp donduğunuzu düşünmeniz normal ama kısa zamanda bu soğuk nesneye uyum göstereceksiniz. Bu yöntemi her gün belli bir süre yaptıktan sonra kendinizi çok zinde ve enerjik hissetmeye başlayacaksınız. Çünkü buz küpü endorfin hormonunun kanınıza salgılanmasını sağlayacak.Ayrıca; Uyku düzeni,Daha iyi sindirme,gripe karşı direnç,daha az eklem, diş ve baş ağrısı,daha iyi nefes alma ve daha iyi kardiovasküler sistem,nörolojik rahatsızlıkların tedavisi ve omurgasal sorunlar,cinsel yolla bulaşan ve bağırsak hastalıkları,tiroid bezi sıkıntıları,hipo ve hiper tansiyon ve artrit,astım,besinsizlik ve obezlik, Selülit,uykusuzluk, kronik yorgunluk, depresyon, stres ve psiko-duygusal rahatsızlıkların yönetimi gibi pek çok rahatsızlığı da iyileştirecektir. Bu yöntemi sadece; şizofreni ve epilepsi hastalarının uygulamasına müsaade edilmiyor. Bunun nedenini araştırdım ama bulamadım. Bulduğum zaman sizinle muhakkak paylaşırım.
Bu yöntem söylenildiğine göre vücudun dengesini bulmasını sağlıyor, yani teknik olarak bir ilaç değil ancak tazeleme yöntemi. Zaten yaz aylarında olduğumuz için kolayca deneyebileceğinizi düşünüyorum. Ben bu yazıyı okuduktan hemen sonra denemeye başladım. Henüz soğuk bir nesnenin ense köküme değmesine alışmış değilim ama faydasını görürsem daha kısa zamanda alışacağımı düşünüyorum. Herhangi bir yan etkisi olmadığından korkmadan ve çekinmeden deneyebiliriz. Sağlıklı günler.

Gülmek sana yakışıyor

 Hayattan keyif almayı bilen insanların yüzünden gülücük eksik olmaz. Kendisiyle dalga geçebilen insanlardır hayatı çekilir kılanlar, her şeyi ve herkesi çok ciddiye almadan yaşamayı biliyorsanız, dünya size vız gelir. Karşınıza çıkan olumsuzluklara aman boş ver diyebiliyorsanız, sizi kim yıkabilir ki?

Güzel olmadığınız gerçeğiyle, kilolarınızla, eksik dişlerinizle, şaşı gözlerinizle gülmeyi başarabildiğiniz zaman hayat size güzeldir. Boş vermek demek sorumsuz davranmakla karıştırılmamalı, üzerinize düşen vazifeleri yerine getirdikten sonra elinizden gelmeyen kısmı için boş ver diyebilmektir. Bakın etrafınızdaki mutlu insanlara neyi sizden farklı algılıyorlar? Sizin ağladığınız neye gülüyorlar? Patron herkese fırça attı oysa sizin bunda hiç suçunuz yoktu diye hemen bir köşeye çekilip, moralleri yerlere serip, ağlamaya başladıysanız, hata üstüne hata yapmaya hazırsınız demektir.

İşte şimdi bir boş ver çekin ve rahatlayın. Hayattan keyif alabilen ve zorluklarla karşılaşsalar da kendi güçleri ile yaşamı iyi götürebilen bir grup var. Siz de o gruba dahil olabilirsiniz. Bunun için yapmanız gereken sadece gülüp geçmeyi bilmek. Hani bazı kadınlar vardır… Sıradan bir hayatları var gibi görünür ama evin, ailenin ve hatta mahallenin neşesidirler. Nasıl bu kadar neşeli olduklarını anlamakta zorlanır insan. Benim hayatımda da var böyle insanlar mesela İstanbul travestilerinden Azra, bulunduğu her ortama neşe katıyor. Mutlu olmak, mutlu yaşamak hayattaki en zor sanattır ve onu yaşamak zaten insanlığın en kutsal amacıdır. Mutlu olmak için zengin olmaya sağlıklı olmaya ihtiyaç yoktur. Tam tersine mutlu olan insanlar zengin ve sağlıklı olmayı başarırlar. Mutlu insanlar;  hayatı anlamlı yaşarlar, odaklanmayı başarırlar, yeteneklerinin farkına varıp, onu doğru yerde kullanırlar. Onları her zaman bir eylemin içinde görmek mümkündür. Yaptıkları işten keyif alırlar, doyumsuz insanlar gibi sağa sola saldırmazlar. Başkası olmak yerine her zaman kendileri olmayı tercih ederler.

Boş verin bu dünyada değiştiremeyeceğiniz eksiklikleriniz için hayıflanmayı, elinizde olanla yetinmeyi ve gülmeyi bilin. Mutluluk çimenli bir yoldur ve bastığınız yerde biter çimenler, kısacası siz mutlu oldukça gülmek size yakışıyor.  Gülmekten korkmayın, mutluluğunuzu paylaşmaktan korkmayın. Hadi çalıştırın bütün kaslarınızı ve kondurun yanağınıza bir gülücük. Sevgiyle kalın.

Erkekler ve anneleri

  Şu erkek annelerinin gelinleri ile ilgili sorunları ne olacak? Kendimize şöyle annesi her şeye karışmayan,  oturaklı ve az konuşan, sen haklısın hayatım diyen bir erkek bulamayacak mıyız? Kayınvalide sorunu tüm dünyada bizdeki gibi ise yazık bu kızcağızlara demek geliyor içimden. Tamam anladık siz doğurdunuz da yıllardır biz bakıyoruz oğullarınıza, ne haber diyesim geliyor. Kayınvalideler üçe ayrılır; Daha ilişkiye başladığınızda burnunuzun dibinde biten her yere sizinle gelmek isteyen aşırı meraklı tipler, önce canım cicim diyerek yakınlaşıp sonradan maskesini indirenler, her daim içten bir kızım diyerek size kol kanat gerenler. Mümkünse ben bu üçüncü modelden istiyorum hatta bunun için önce erkeğin annesi ile tanışma şansımı zorlayacağım.

Erkek çocuk doğurmak bu kadar kıymetli olunca, oğlu olan annelerde havaya giriyor tabi, eşine söz geçiremeyen kadınların doğal olarak yüklendiği nokta tamamen kendi ürünleri olan oğulları oluyor. Biyolojiden anlamasak x –y  kromozonunu bilmesek tek başına yaptıklarına bile inandıracaklar bizi. Zaten ne çekiyorsak ay o mu? Sana hiç yakışmıyor oğluşum diyen annelerden çekiyoruz. Ya bir dur bakalım oğlun böyle etli butlu seviyor sana ne benim kilolarımdan, sen oğluna tercihini sordun mu ahkam kesiyorsun. Neymiş efendim travestiden gelin olmazmış, bal gibi de olur. Sen önce al beni bir kere bak ben nasıl gelin oluyorum sana değme kızlara taş çıkartırım da parmağını ısırırsın. Yok mu aramızda böyle gelinler var daha geçen misafir oldum İzmir travestilerinden Ahu’nun evine bal gibi kadın olmuş, evine bal dök yala, yemekler desen on numara, elinden iş geliyor yani. Bir börekler açıyor kocasına, kaynanası daha iyisini yapamaz. Erkek annelerinin bir kısmı yerlere, göklere koyamadıkları oğullarına bir türlü uygun bir eş beğenemezler. Aslında istedikleri kendilerine rakip olmayacak, onların sözünü dinleyecek bir kız bulmaktır. Yoksa sürekli oğluna gelini kötüleyip devre dışı bırakma mücadelesi ile hayatını heba edecektir. Böyle sessiz kız mı kaldı piyasada maşallah herkes çok biliyor. Öyle olunca da daha bir deliriyor erkek anneleri sarıyorlar bizim başımıza, ağzımızla kuş tutsak gözlerine giremiyoruz. Oysa Bülent  Ersoy’un kayınvalideleri ne şirindi, hatırlar mısınız? Gelinleri öve öve bitiremiyorlardı. Ben bir programda izlemiştim. Kayınvalidelerden biri Bülent Hanım şöyle harika, böyle şahane deyip duruyordu. Hadi bize de bul Bülent abla böyle iyi kayınvalidelerden yoksa halimiz harap. Sevgiyle kalın, çok ta takmayın erkekleri kafanıza eninde sonunda yola geleceklerdir.

Bacaklarını topla yoksa geliyor ceza

Toplu taşıma araçlarına binen kadınların en büyük derdi taciz edilmektir. Ben şu hayatta toplu taşıma aracına binip de tacize uğramayan kadın olduğunu zannetmiyorum. Hele biz travesti ve translar için bu araçları kullanmak tam bir çileye dönüşüyor. Bu yüzden bir yerden bir yere gitmek için çoğunlukla kendi araçlarımızı, aracımız yoksa arkadaşlarımızın araçların kullanıyoruz. Araç bulamıyorsak eğer eve yakın noktalara yürüyerek gitmeyi tercih ediyoruz. Bir nevi şehir merkezlerinde ev tutmamızın en büyük nedeni de toplu taşıma araçlarında tacize uğramaktan korkmamızdır.

Toplumsal alanda gelişmiş ülkelerde de aynı sorun sıklıkla yaşandığı için bir önlem alma gereği duyuldu ve Amerika’nın New York metrosunda bacaklarını açarak oturan iki erkek gözaltına alındı. Erkeklerin bu şekilde kadınların oturacağı yerleri işgal etmesine “manspreading” adı veriliyor. Birçok kadının tanık olduğu “manspreading” vakasını fotoğraflayarak sosyal medyada paylaşması, dünyada büyük bir kampanyanın başlamasına neden olmuştu. Biz de hala bu sorun için alınmış bir tedbir yok, ama gelişmiş ülkeler insanlarına değer verdiklerinden olsa gerek çareyi hemen buldular. Metroda bacaklarını normalden fazla ayırarak oturan Latin Amerika kökenli iki erkek, ‘bir kişinin işgal edeceği yerden fazlasını kapladıkları’ ve çevrelerindekilere ‘rahatsızlık verdikleri’ gerekçesiyle gözaltına alındı.

Biz de birkaç şehirden travesti arkadaş bu haberi okurken keşke bizim ülkemizde de böyle bir ceza olsa diye iç geçirdik. İstanbul travestilerinden Leyla, bunun için henüz yeterince gelişmediğimizi söylese de bence biz kadınlar bir araya gelip direnmeyi becerebilirsek, erkeklerin üstünlüğünü yıkıp, amacımıza ulaşabiliriz. Üstelik sadece birkaç ay önce toplu taşıma aracında gencecik bir kız tecavüze uğrayıp, öldürüldü. Haklı sesimizi maalesef erkek egemen bir ülkede duyurmamız mümkün olmuyor.

Şöyle bacaklarını açıp tüm yerleri işgal eden erkeklere bacağını topla yoksa geliyor ceza demek ne güzel olurdu. Kadınlara saygının her geçen gün azaldığı, sokak ortasında dövülen öldürülen, hakarete uğrayan kadınların artığı bir ülkede bu dediğim size de hayal gibi geliyor değil mi? Belki biz bu tür cezaların uygulandığını göremeyebiliriz.  Ama bir sonraki nesil eminim bu haklı direnişten galip gelip, erkekleri alt etmeyi başaracaklardır. Daha güzel yarınlar için şimdilik hoşcakalın.

Hayatı her zaman genç yaşayın

Hangi yaşta olursanız olun genç görünmek hepimizin hayalidir. Bu gençlik sırrını bulmak için ilk çağlardan günümüze kadar pek çok insan ter dökmüş, araştırmalar yapmış hatta bu uğurda canından olmuştur. Henüz keşfedilmiş bir gençlik iksiri yok fakat genç kalmanın basit kuralları var.

Kadın y ada erkek olsun herkesin en büyük ideali otuzlu yaşlarının başlarındaki gibi görünmektedir. Zaten insanın her alanda verimli olduğu çağları da o yıllara denk gelmektedir. Zaten öte dünyada da otuzlu yaşlarda uyanacağımızı biliyoruz. Peki o zaman nedir bu basit kurallar bir göz atalım; Öncelikle mümkün olduğu ölçüde yaz kış ayrımı yapmaksızın güneşten koruyucu kremler kullanmalıyız. Kışın D vitamini alamam diye korkmayın güneşten alacağınız D vitamini sadece on- on beş dakika güneşe çıkarak temin edebiliriz geriye kalan zaman ise size kırışıklık olarak dönecektir. İstanbul travestilerinden bir arkadaşın güzellik için uyguladığı basit bir formül var mesela ondan bu formülü almak biraz zor olsa da sizin için paylaşacağımı söyleyince beni kırmadı , her sabah yüzünüzü buzlu suyla yıkayın. Genleşen cilt soğuk suyla karşılaştığında hemen kendini toplayacak ve daha diri görünecektir isterseniz bunu gögüsleriniz için de uygulayabilirsiniz. Sarkmaların önüne geçecektir.

Kötü alışkanlıklarınız alkol ve sigara gibi derhal kurtulun bu alışkanlıklardan sigara cilt rengini koyulaştırırken, hasarları onarmaya yarayan hücreleri de öldürür. Rafine, işlenmiş gıdalardan, mısır şurubundan uzak durun. Maalesef mısır şurubu hazır gıdaların tamamında bulunmaktadır ve sağlığımıza zararları saymakla bitmez. Yaşlanma karşıtı akşam kremleri kullanmayı ihmal etmeyin ama bu kremlerin markalı ve sağlığa zarar vermeyenleri seçilmelidir. Biliyorum bu kremler biraz pahalı ama ne yapalım bedavaya güzellik de yok. Ayda bir cilt bakımı yaptırın. Gözeneklerin buhar altında hafifçe temizlenmesi ve sonrasında uygulanabilecek hafif peeling uygulamaları başka radikal uygulama yaptırmadan sade bir bakım önlemiyle bile gözeneklerinizi sıkışlaştırarak cildinizi yeniden yapılandırılabilecektir.

Düzenli bir uykunuz olmasına özen gösterin gece hayatından uzak durun özellikle gece on bir ve sabah altı saatleri arasında uykuda olmanız çok önemli çünkü insanların organları bu saatlerde en verimli şekilde çalışırlar. Kendisine özen gösterenlerin daha genç göründüğüne şahit olacaksınız, genç ve güzel kalmanız dileğiyle hoşcakalın.