Yeni travesti sitelerimiz için şehirler bölümü

Travesti modellerimizi görmek için şehirleri seçerek ve yönergeleri takip ederek ilerleyebilirsiniz. Gerçek modeller için travesti kelimesine tıklayınız

sakarya travestileri izimit modellerimiz için kocaeli travestileri tıkla ve diğer şehirlerden samsun travestileri tatil yörelerimizden bodrum travestileri ve marmaris travestileri ve akdeniz bölgesinden antalya travestileri diğer az model bulunan illerimizden ısparta travestileri tam karadeniz bölgesi sayılmasa da bolu travestileri Bu arada en çok modelimizin bulunduğu istanbul travestileri ve onların ilçelerinden şişli travestileri ile beylikdüzü travestileri istanbulun önemli semtlerinden bakırköy travestileri, birde istanbulun anadolu yakası olan anadolu yakası travestileri gibi illerimizi görmek için şehirlere ve bölgelere tıklayınız. Tüm modelleri görmek için girdiğiniz sitede modeller bölümüne veya oradaki şehirlere tıklayarak görebilirsiniz. Ayrıca anadolu yakası travestileri diğer linki, Birde alanya travestileri ile güneye inersek hatay travestileri diğer adıyla iskenderun travestileri, daha yukarıları çıkarsak balıkesir travestileri en yukarılarda çorlu travestileri, daha doğuya gidersek eğer malatya travestileri ile öne çıkan şehirlerimiz için siteye gidiniz.

Travesti Siteleri olmak zorundamı?

travesti
travesti siteleri olmak zorundamı?

Türkiyede bir çok ilde travesti arkadaşlarımız bulunmakta. Bu şehirlerin başında en çok
istanbul Travestileri, Ankara Travestileri, Bursa, Antalya Travestileri, Marmaris, Şanlıurfa, Alanya, Konya, Bodrum, Eskişehir, Tekirdağ, Bolu, Hatay, Sakarya, Fethiye, Gebze, Kocaeli, Adana, Sivas, Afyon, Trabzon, Gaziantep, Uşak, Ordu, Van, Sinop, Çanakkale, Samsun, Balıkesir, Diyarbakır, Didim, İstanbul-Anadolu Yakası, Kuşadası, Denizli, Kayseri, Tokat, Mersin, İzmir, Kahramanmaraş gibi iller gelmektedir. Bu kadar ilde travesti bulunmakta iken neden internet sitelerinde travesti olmasını engelliyorlar anlamış değiliz. Bu travestiler daha önce yokmuydu? tabiki varlardı ve daha çok göz önündelerdi. Şimdilerde internette oldukları için dışarda fazla görmemektesiniz. Son zamanlarda sitelerin sıklıkla kapanmaya başlamasından dolayı, istanbul E5 karayolunda sıklıkla rastlamaktasınızdır. özellikle beylikdüzüne doğru akşamları arabanızla gidiyorsanız, karşılamanız mümkündür, tabiki harbiye, şişli, avcılar, fındıkzade, mecidiyeköy, kartal, üsküdar, kadıköy, şirinevler, halkalı, bakırköy, aksaray gibi semtlerde de görmeniz mümkündür. Temennimiz arkadaşlarımızın Türkiyede seks işçiliği yerine, aktif görevlerde bulunacağı görevler de, meslekler de görmek fakat bu şimdilik mümkün değil.

Bunlar hayat değiştiriyor

en

Başlangıcı olan her şeyin mutlaka bir de sonu vardır. Yaşam da başlangıcı ve sonu olan bir olgudur. Nefretin karşısında sevgi, nefretin var olma sebebidir kötülük olmasa iyiliğin kıymeti de bilinmezdi. Buna bir nevi ying ve yang karşıtlık ilkesi denilebilir. Hayatta başladığın her şey bir şekilde sona da erecek. Bir acı çekiyorsan bu mutlaka sona erecektir. Dahası hayat zaten sona erecektir. Onun için yaşamın bu kuralını aklından çıkarma. Hiç bir şey o kadar uzun sürmez. Doğar, olgunlaşır ve ölür. Üzüntüler karşısında dünyanın sonu gelmiş gibi davranmak, hele ki intihar gibi korkunç bir olaya sürüklenmek yanlıştır. Sadece sabretmeyi bilmelisiniz. Hiç bir var olan şey tamamen yok olmaz. Fiziki ve enerji olarak dönüşür. Bir ağacı kestiğinde pek çok şeye dönüşür. Keresteye, mobilyaya, kaleme vb. bu fiziki dönüştür. Ağacın enerjisel dönüşü onu başka bir şeye dönüştürür. Tohumları yeni ağaçlara dönüşür. Sonlar başka başlangıçlar için gereklidir. Kısaca bir şeyin sonuna yaklaştığında şunu bil; hayat başka bir şeye dönüşecektir. Yaşanmış olan her şey yaşanması gerektiği için yaşandı. Bu kadar acıyı mutluluğu yaşamasaydın sen sen olur muydun önce bu soruya cevap ver. Sana kötülük yaptığını düşündüğün insanların bile şimdiki sen olmanda bir rolü vardır. Hayatında kendini ve başkalarını suçlamayı bırak. Keşke şöyle yapsaydım veya bunu yapsaydım demeyi de öyle. Her şey yaşanması gerektiği için yaşandı. Sana gelen her şey bir sınavın ve deneyimin parçası. Bunu kabul ettiğinde gerçeği görürsün. Bunlar gerçekten senin kişiliğini oluşturan en önemli etkenlerdir. Asıl önemli olanı ise Nevşehir travestilerinden Aslı keşfetmiş. Aslı’ya göre hayat size şükrettiğinizde huzur verir. Gerçek anlamda şükretmek veya teşekkür etmek muhteşem bir enerji kaynağıdır. Şükrettiğinizde şükrettiğiniz şey daha iyi ve huzurlu olur. Siz daha iyi olursunuz ve tüm evrensel enerji, çevrenizdeki negatif enerjiyi yok eder. Şükretmek hayatın en güzel duygusudur. Aynen katılıyorum. Düşünceler hayatımızı şekillendirir. Bir şeyi uzun süre düşünürsen o şeyi gerçekleştirmek için beyin harekete geçer. Bu durumda düşüncelerin olacakları etkiler veya olmasına sebep olabilir. Bu düşüncenin gücünü gösterir. Pozitif düşünce sağlığa çok iyi gelen bir şeydir. Hayatınızı pozitif düşünce ile yönetin. Pozitif bir bakış açısı elde edin. Sevgiler İclal.

Değersizlik bir inançtır

Değersizlik bir duygu değil bir inançtır. Üstelik bilinçaltımızın en derinlerine yerleşmiş bir inançtır. Ne önemi var demeyin inanç ya da duygu olması çok önemlidir. Duygular geçicidir. Üretilirler ve kullanılırlar. Ancak kullanılmayan ve ifade edilmeyen duygular birikir ve zamanla soruna yol açarlar. Ama birikmiş duyguları bile boşaltma ve bedenden akıtma olanağı vardır. Duygular bedende bir eylem karşılığı olarak üretilirler. Genellikle de riskli olarak algılanan olaylar karşısında üretilirler. Bilinçaltının bir olayı riskli kabul edebilmesi için bu olayın bilinçaltında yerleşmiş bir inancı tehdit etmesi gerekir. Yani değersizlik bir duygu olsa, bu duygunun üretilmesi için bir inancı tehdit edecek bir durumla karşılaşılmış olması gerekir. Halbuki esas olan tehdit altında olan durumun değersizlik inancı olması ve bu tehdidin farklı duygular üretmesidir. İnanç bilinçaltına artık kesin doğru olarak kabul edilen bir düşüncenin yerleşmesidir. Bilinçaltı yerleşmiş inancı sorgulamaz, sorgulayamaz. Peşinen doğru kabul eder ve bu inancı koruyacak şekilde program işletir. Kısacası siz kendinizin değersiz olduğunuza bir kere inanmışsanız artık bu düşünceden kurtulmanız imkansızdır oysa her insan değerlidir yaptığı işler basit bile olsa herkesin özel yetenekleri ve bu dünyaya gelmesinin özel bir nedeni bulunmaktadır. Hiç kimsenin hatta kendiniz bile sizi değersiz görmesine izin vermeyin. Değersiz olduğunun fark edildiği şeklindeki her algı korku ve öfke üretir. Örneğin en sık karşılaşılan durum eleştirilmek ya da eleştirildiğini zannetmektir. Bilinçaltı için eleştiri değersizliğin fark edilmesi ile eşdeğerdir. Bu nedenle eleştiriden kaçar ya da tepki gösterir. O halde değersizlik bir inançtır ve bununla mücadele edilmezse kolay kolay yerinden söküp atılamaz. Değerli olduğunuza kendinizi inandırmak için faydalı işlere yönelin en azından bu dünyada küçük iyilikler yapmaya başlayın illa çok büyük fedakarlıklar yapmanıza da gerek yok bir çiçek yetiştirmek bir fidan dikmek ya da ne bileyim bir kedinin başını okşamak bile iyiliktir. Bu nedenle kendini iyilik yapmaya adayan Marmaris travestilerinden Azra kazandığı serveti elle sayamıyor ama yürekleri kazandığı için yürekler hiç bir cüzdana sığmıyor. Bazıları iyilik yapmak için illa para olması gerektiğine inanır oysa sevmek bedavadır üstelik karşılığının hiç para ile alınamayacağı kadar büyük bir iyilik. Sevgiyle kalın değerli olduğunuza inanın İclal.

Kıymet bilmek

Yaşadığımız sürece kıymet bilmek çok önemlidir. Öncelikle sevdiklerimizin kıymetini bilmeliyiz. Sonrasında ise yanımızda olanların bizi sevenlerin kıymetini bilmemiz gerekir. Nankörlük ve kendini beğenmişlik bu dünyada asla affedilemeyecek duygulardır.Sizlere bu konuyla ilgili Esra ( Ankara travestileri ) dan dinlediğim güzel bir hikayeyi anlatmak isterim. Eski zamanlarda yaşayan bir bilge yanında yetiştirdiği öğrencisinin seviyesini test etmek ister. Öğrencisinin eline parlak ve çok güzel görünen bir nesne verir ve nesneyi önüne gelen bütün esnaflara göstermesini kısaca bir fiyat analizi yapmasını ister. Öğrenci eline aldığı nesne ile esnafları gezmeye başlar. Son olarak mutlaka bir kuyumcuya göstermesini de tembihleyen bilge öğrencisini gönderir. Öğrenci elindeki ile çevresindeki esnafı gezmeye başlar. İlk önce bir bakkal dükkanına girer ve “Şunu kaça alırsınız?” diye sorar.Bakkal parlak bir boncuğa benzettiği nesneyi eline alır; evirir çevirir; sonra: “Buna bir tek lira veririm. Bizim çocuk oynasın” der. İkinci olarak bir manifaturacıya gider. O da parlak bir taşa benzettiği nesneye ancak bir beş lira vermeye razı olur. Üçüncü defa bir semerciye gider: Semerci nesneye şöyle bir bakar, “Bu” der “benim semerlere iyi süs olur. Bundan “kaş dediğimiz süslerden yaparım. Buna bir on lira veririm.”En son olarak bir kuyumcuya gider. Kuyumcu öğrencinin elindekini görünce yerinden fırlar.“Bu kadar değerli bir pırlantayı, mücevheri nereden buldun?” diye hayretle bağırır ve hemen ilâve eder. “Buna kaç lira istiyorsun?”Öğrenci sorar: Siz ne veriyorsunuz?”“Ne istiyorsan veririm.”Öğrenci, “Hayır veremem.” diye taşı almak için uzanınca kuyumcu yalvarmaya başlar:“Ne olur bunu bana satın. Dükkânımı, evimi, hatta arsalarımı vereyim.”Öğrenci emanet olduğunu, satmaya yetkili olmadığını, ancak fiyat öğrenmesini istediklerini anlatıncaya kadar bir hayli dil döker. Kafası tamamen karışan öğrenci elindeki nesneyi kimseye vermeden geri döner. Bilge yanına gelen öğrencisine kafasının karışmasının normal olduğunu bir değerin sadece onun değerini bilenlerin yanında kıymeti olacağından onun değerini bilmeyenler için bir anlam ifade etmeyeceğinden bahseder. Öğrencinin kafasındaki soru cevabını bulmuştur aynı zamanda da hayatında öğrenebileceği en önemli dersi öğrenmiştir. “Bir şeyin kıymetini ancak onun değerini bileni anlar ve onun değeri bilenin yanında kıymetlidir.”Her insanın hayatında varlığını ve değerini bilen, hisseden, fark eden kuyumcular mutlaka vardır. Mesele kuyumcuyu bulmaktadır. Saygıyla kalın İclal.

İskelet sistemi

kemi

Bu günkü yaşam şeklinizi gelecekteki kemik sağlığınızı belirleyecek. Kemiklerinizin; osteoporoz, zedelenme ve erken kalça çatlaması ve benzeri şeylerden korunabilmesi için belirli bir bakıma ve özel bir beslenme düzenine ihtiyacı vardır. Gazlı içecekler, özellikle de kola. Neden mi? Çünkü bu içecekler yüksek miktarda, kalsiyum emilimini azaltan fosforik asit içerirler. Bu yüzden onlardan uzak dumanız sizin için yararlı olacaktır. Ayrıca gazlı içecekler böbreklerinize de ciddi miktarda zarar verir. Tabi hepimizin bayıldığı günde üç beş fincan tükettiği kahve de bu konuda hiç de masum değil. Kahveyi şekersiz ve günde iki fincan tüketirseniz faydalı ama aşırıya kaçarsanız zararlı hale geliyor. Tuz da aynı şekilde tuzsuz yemek yenmiyor biliyorum ama zaten tuzu olan bir yiyeceğe hiç tadına bakmadan tuz ekleyenler lütfen kemik sağlığınızı ve sizi ayakta tutanın bu sistem olduğunu unutmayın. Tuz konusunda Ayda ( Antalya travestileri ) nın eline kimse su dökemez. Hiç tadına bakmaz hop diye boşaltır tuzluğu ay nasıl yiyorsun anlamıyorum diyorum ama sanırım damak tadında bir sorun var. Dinlenmek, vazgeçilemeyecek bir biyolojik ihtiyaçtır. Bedenimiz, lenfatik sistemde başlayıp karaciğerimizde devam eden önemli arınma ve temizlenme süreçlerinden geçer. Yavaşça, temel bedensel işlevler dengelenir. Ve bu sadece siz tamamen derin uykudayken gerçekleşebilir. Evidence-Based-Medicine dergisinde yayınlanan bir çalışmaya göre, iyi uyumamak kemik sağlığına ve kemik iliğine hasar veriyor, kemik mineralizasyonunu azaltıyor. Bu gelecekte kemik erimesine neden olabilir. Bu yüzden, kendinize bir düzen oturtup, akşam yemeğinizi erken yiyip, yatmadan sıcak bir banyo yapıp iyice dinlenmeyi denemelisiniz. Kadınların zaman içerisinde kemiklerine zarar veren pek çok alışkanlığı vardır. Örneğin topuklu ayakkabı giymek duruşunuzu, ayak ve bacak kemiklerinizi ve sırtınızı etkiler. Günün sonunda bitkinlik yüzünden bu ağrıyı fark etmiyor olabilirsiniz ama yıllar içerisinde bu durum çok ciddi sorunlara yol açabilir. Yüksek topuklu ayakkabılar yerine, daha rahat olan ara boy topuklu ayakkabıları tercih edin. Emin olun, orta boy topuklularla da çok şık görüneceksiniz! Ağır çantalar topuklu ayakkabılar olmadan da harikasınız ama kemikleriniz eğrilirse bir daha asla dik duramayacağınız hatırlatmak isterim. Kendinize iyi bakın sevgilerimle İclal.

Sevenler sevmeyenler ayrılsın

sevne

Her zaman tek bir kuralım vardır sev beni seveyim seni kuralı her yerde her daim işe yaramıştır. İyice tanımadığınız insanlara asla bağlanmayın, sonunda acı çeken siz olacaksınız. Sizi önemsemeyen insanlara da boşa değer vermeyin. Oturduğum apartmanda herkese her gördüğüm yerde selam vermeyi adet edinmiş biri olarak birkaç komşumum selamımı almadığını hatta beni görmezlikten geldiğini fark ettim sonuçta ben de insanım bir süre sonra ben de onarlı görmezden gelmeye başladım. Artık takmıyorum bile başta üzüldüğüm bu olayı değer hak edene verilir. Güvenmediğiniz biriyle asla dostluk kurmayın. Yalanını yakaladığınız kişinin düzelebileceğini düşünmeyin. İnsanlara doğru değer verin ve hak etmeyenleri silin. Hak etmeyenler siz değer verdikçe onlarda kendilerini insan sanmaya devam ederler ve asla yanlış yolda olduklarını anlamazlar. Bir de dikkatimi çeken en önemli davranış şekli iyilik yapanların değil de her zaman kötülerin el üstünde tutulmasıdır. Ben yıllardır bu duruma bir anlam vermedim. İnsanoğlu neden gidip en değersiz kişilerin kuyruğuna takılır her kötülükte biraz daha o kişilere bağlanır anlamak mümkün değil. Kimseye yalvarmayın ve karşısında asla ezik olmayın. Sır tutmasını çok iyi bilin. Sırdaş denilince benim aklıma hep Marmaris travestilerinden bir dostum gelir ne zaman bir derdim sıkıntım olsa onunla paylaşırım bugüne kadar tek bir sırrımı bile başkalarıyla paylaştığını duymadım. Böyle dostlar kolay bulunmuyor maalesef dünya çıkar dünyası olmuş herkes işine geldiği şekilde davranıyor. Hani emin derler ya tam da o cinsten bir insandır. Dostlarınızın, her şeyden daha önemli olduğunu unutmayın. Hak ettiğiniz sevgiyi alamadığınız zaman, asla kendirinizi üzmeyin; sorunun siz olmadığını bilin. Sizi sevenlerle kullananları iyi ayırt edin. Sizi dinleyip anlama niyeti olmayanlarla asla tartışmayın. Kendinize saygınızın yitirmenize neden olacak hiçbir şey yapmayın. Gözyaşlarınızın değerini bilin ve onları hak etmeyenler için asla harcamayın. Kendinizi, olabildiğince çok sevin. İyice tanımadan hiçbir insana asla bağlanmayın; acı çeken hep siz olursunuz. Sizin varlığınızı dikkate almayanı siz hiç almayın. Konuşmayanla asla konuşmayın. Artık sizi sevenler ile sevmeyenleri birbirinden ayırma insanlara hak ettiği ölçüde değer vermenin vakti gelmiştir. Sevgiler İclal.

Şükür ve varlığın için teşekkür

te

Bu dünyaya gelmeyi ben mi istedim diyorsun kızınca deme geldiysen mutlaka bir nedeni vardır. Bunu bulamayıp bomboş çekip gideceksen bu dünyadan eyvallah sana sözüm yok. Oysa neden geldim ben bu dünyaya gayem amacım ne desen elinde olanlar için şükretmeyi teşekkür etmeyi öğrensen, başarsan ben de varım dersen dünya daha güzel bir yer olurdu. Muhakkak teşekkür etmelisin. Teşekkür ederek iyi olan her şeyi çoğaltırsın, hayatına bolluk bereket gelir. Teşekkür ederek hayatını gözden geçirirsin ve hayatındaki güzel gelişmelerin farkına varabilirsin. Bu sayede elde ettiklerine ve sahip olduklarına hak ettikleri dikkati ve değeri vermiş olursun. Dikkatini neye verirsen, enerjin peşinden gider. Hayatındaki tüm iyiliklere ve güzelliklere teşekkür ettikçe dikkatin enerjin o yöne akar. Şükredeceğin, teşekkür edeceğin şeyler artar. Teşekkür ettikçe isteğini şimdiki zamanda tutarsın. Nasıl ki duanın sonundaki “amin” duayı doğrulayan ve kesinleştiren bir şeyse, isteklerinde de teşekkür ve şükretmek aynı etkiyi yaratır. Sabah uyandığında gece hala hayatta ve mutlu olduğuna dua eden Balıkesir travestilerinden Banu herkese dua etmenin iyileştirici gücünden bahsediyor. Sırf bunu yaptığı için ben de ona teşekkür ediyorum. Dua etmek ya da bir istekte bulunmak birbirinden çok farklı konular değildir. Her iki koşulda da dünya üzerinde beş duyunla tanıdığın “sen”den daha yüce bir mertebeye sesleniyorsun. Ayrıca unutma teşekkür etmek endişeleri ve korkuları ortadan kaldırır. Kendine güvenin artar. Unutma arkadaşlarından bir istekte bulunduğunda bile, daha isterken yapacağından emin bir şekilde teşekkür ediyorsun. Teşekkür ederek siparişini teyit etmiş olursun. İsteğini mühürlersin, imzalarsın. Endişe etmeyi bırak ve yüreğini güven duygusu ile doldur. Endişe her zaman kesin bir istektir. Bir istekte bulunduktan sonra endişe duyarsan, evren o isteğini istemediğini düşünecek. Yani birinci siparişin isteğin iken, ikinci siparişin isteğini iptal etmen olacaktır. Her zaman başarılısın, sadece hangi isteklerinin daha baskın olduğunun farkına var. İstediğin her hangi bir şey mi, yoksa endişen mi daha baskın bir istek? Başarıya inanmazsan başarılı olamazsın. Başarısızlığa değil, başarıya odaklan. Başarısızlığa odaklandığında da başarılı olacaksın tabii ki. Fakat bu durumda ödülün başarısızlık olacak! Ne olursa olsun elde edeceğin her şey seni daha tecrübeli biri yapacak iyi ki varsın sana teşekkür ederim sevgiler İclal.

Aldatılmak

aldatma

İnsan aldatmayı daha bu dünyada değilken cennette öğrenmiştir. Aldatmak kişinin doğasında genlerinden vardır ama bana sorarsanız en gereksiz eylemdir. Aldatma eğilimi süreklilik gösterir. İnsan bir kez aldatmaya meyillenmişse her zaman aldatabilir. Tecrübe ile sabit sürekli aldatan sevgilisini her defasında affeden Balıkesir travestilerinden bir dostumun canına tak edince bu işin böyle gitmeyeceğini en sonunda fark etti. İlk iş de sürekli aldatan kişiyi sonsuza kadar silmek oldu. Eğer karşı taraf farklı psikolojik sorunları nedeniyle aldatma eğiliminde biriyse, aldatılmamak mümkün değildir ancak evlilik öncesi yapılan arkadaşlıklarda bu konuya özen gösterilmeli ve ufak tefek olaylar bile ciddiye alınmalıdır çünkü bir insan bir şeyi bir kere yapıyorsa bunu tekrar yapma olasılığı yüksektir.Ancak yine de insanların bu konuda dikkat etmeleri gereken bazı önemli noktalar vardır. Öncelikle ister arkadaşlık ister evlilik olsun, kişiler karşı tarafla olan ilişkilerine her zaman özen göstermeli, kendileri kadar karşı tarafın duygularını ve ihtiyaçlarını da göz önünde bulundurmalı, ilişkide sürekli taviz veren, kaybetmekten korkan taraf olmamalı, kendilerine ve karşı tarafa olan saygılarını kaybetmemeye çalışmalıdırlar. İlişki uğruna yapılan büyük fedakârlıklar her zaman tehlikelidir çünkü bir süre sonra yapılan bunca fedakârlık sanki çok doğalmış ve o kişinin göreviymiş gibi algılanır ve değerli olmaktan çıkar. Oysa almadan vermek biz insanlara göre değildir. Ben zaten almanın vermenin insana uygun olduğunu düşünmüyorum ilişkilerinize bir göz atın bakalım hiç çıkar sağlamadan bir ilişki yaşadınız mı en basitinden ailenizden bile bir çıkarınız beklentiniz vardır o da sevilmektir. İnsanın tüm gayesi de zaten sevilme isteği değil mi? Çok şeyi sevilmek saygı görmek için yaparız ve bu da bana göre bir çıkardır. Sonuçta duygularımızı besliyoruz. Her şeyin maddi çıkar olduğunu da düşünmemek lazım geliyor. Kişi her ne kadar bunları kendi isteğiyle ve karşılık beklemeden yaptığını düşünse de, iç dünyalarımız bunu kabul etmez, isyan eder. Haklı olarak hiç olmazsa takdir edilmeyi, değer verilmeyi ister. Bunu göremeyince ilişkide sorunlar başlar. Ne olursa olsun kimse aldatılmayı hak etmez ilişkilerinizde hep güven aşılayın ve dürüst olun sevgiler İclal.

Öfke kontrolü

 

Öfkeli çabuk sinirlenen biri misiniz? O halde bu yazıyı okumanızı şiddetle tavsiye ediyorum belki kendinizde değiştirmek isteyeceğiniz bir şeyler bulursunuz. Öncelikle öfkeniz sizi değil siz onu kontrol altına almalısınız. Öfkenizi hipnotize etmek sizin elinizde öfke, genelde kızgınlık, hakarete uğrama, kandırılma ya da kendini saldırı altında hissetme sonucu ortaya çıkan bir duygu. Birçoğuna göre, öfke, hemen kaybolan doğal bir reaksiyon. Bazı durumlarda ise öfke, kontrolü zor bir duygu halini alır. Öfke kontrolü etkin bir şekilde sağlanamazsa, bu durum kişide zihinsel ve fiziksel sağlık sorunlarına sebep olabilir. Öfke kontrolünü sağlayamazsanız, insanlarla olan ilişkileriniz, işiniz, hatta kendinize duyduğunuz güven bundan direkt etkilenebilir. “Öfke, vücutta fiziksel bir reaksiyonu tetikleyen aslında bizim için faydalı bir duygudur. Bu reaksiyon “savaş ya da kaç” tepkisi olarak bilinir ve normalde strese girdiğimiz ya da kendimizi tehdit altında hissettiğimiz zamanlarda ortaya çıkar. Vücudunuzda adrenalin hormonu salgılanır, bu sizin kendinizi gerilmiş hissetmenize sebep olur ve karşılaştığınız tehlikeyle “savaşmaya” ya da ondan “kaçmaya” hazır hale gelirsiniz. Bu duyguyu tamamen yok etmek ise sizi savunmasız hale getirebilir yapılacak olan öfkelenme duygusundan kurtulmak değil öfkeyi kontrol altına alıp istediğiniz şekilde yönlenmesini sağlamaktır. Anlatmak istediğimi anladınız değil mi sevgili Malatya ve Aydın travestileri size öfkeniz hiç olmasın demiyorum sadece onu kontrol etmeyi öğrenin diyorum. Öfkenizi ifade edemediğiniz durumlarda, onu bastırma yolunu seçebilirsiniz, bu da hiç uygun olmayan zamanlarda öfke patlamalarına sebebiyet verebilir. Ayrıca, bu durum sizi genel olarak daha sinirli biri yaparak, olaylar karşısında daha agresif bir tutum takınmanıza yol açabilir. Öfkeyle nasıl baş edeceğinizi öğrenmezseniz, öfke kaynaklı fiziksel ve zihinsel problemlerle karşılaşabilirsiniz. Öfke kontrolünü sağlayamamak uzun vadede fiziksel ve sağlığınızı etkileyebilir. Araştırmalar, yüksek tansiyon, soğuk algınlığı, grip, kalp hastalıkları, kanser, inme, mide problemleri, depresyon, kendi kendine zarar verme, huzursuzluk gibi sağlık sorunlarının, öfke kontrolü eksikliğiyle bağlantılı olduğunu göstermiştir. Öfkeli olmak dediğim gibi pek çok hastalığa davetiye çıkarıyor özellikle yüksek tansiyon bunların içinde en tehlikesi çünkü tansiyonun aniden yükselmesi felce neden olabilir ya da beyin faaliyetleri olumsuz etkileyecek damar tıkanıklarına yol açar. Genç yaşta kalp hastalığına yakalanan insanlara bakın çoğu öfkesine yenik düşen insanlardır. Öfkeyle kalkmayın sevgiler İclal.

Kadın ve erkek

Kadın ve erkek kavramı yüzyıllardır ayrı iki insan gibi algılamaktadır oysa insan tek bir surettir ve böyle bir ayrım yapılmamıştır. Doğuştan yapılmayan bu ayrımı maalesef yine biz insanlar yaşarken yapma gereği duyup insanları kadınlar ve erkekler olarak ikiye ayırmayı başarmışız. Zaten ne hikmet ise iç güdüsel olarak bölmek ve parçalamak için bahaneler arıyoruz. Bu nedenle dişil veya eril kavramları ancak zihinle, bedenle ilişkili olduklarında anlamlılar. Beni bir kadın veya erkek olarak dinleme; yoksa beni dinlemiyor olacaksın. Beni farkındalık olarak dinle. Varoluşun herhangi bir ifadesini anlamak-erkeği ya da kadını ya da hayvanı ya da doğayı- bilimin işidir; mistiğin değil. Kadın sadece sevmeyi dene ötekileştirmeyi bırak kadın bu dünyaya gelmiş en narin canlıdır. Öncelikle, kadın yaşam üretmeye muktedirdir; erkek ise değildir. Bu açıdan erkek daha aşağıdadır ve bu aşağılık duygusu kadınlara erkeklerin hükmetmesinde önemli rol oynamıştır. Kadının daha üstün olduğunu savunan tek kişi değilim destekçim olan Balıkesir travestilerinden bir grupla bunu ispatlamak için yola çıktık biz travestilerde bazen bu ayrıştırmadan nasibimizi alsak da yılmadan kadın olduğumuzu yineleyeceğiz. Erkeklerin onlara söylediği doğru olmayan şeyler yüzünden kadınların psikolojisi bozulmuş, onları erkeklerin kölesi yapmış ve tüm dünyada ikinci sınıf vatandaş haline düşmüşlerdir. Bu durum, sadece ve sadece erkeğin kadından daha çok kas gücüne sahip olmasından kaynaklanır. Ama kas gücü hayvansılığın bir parçasıdır. Gerçek farklar tabii ki mevcuttur; ama bunları bulmak için uydurulmuş fark yığınının ardına bakmak gerekir. Benim gördüğüm farklardan biri, kadının sevmeye daha çok muktedir olmasıdır. Erkeğin sevgisi az çok fiziksel bir ihtiyaçtır; kadınınkiyse değildir. O daha büyük, daha yüce, daha ruhani bir deneyimdir. Bu yüzden kadın tek eşli, erkek ise çok eşlidir. Erkek dünyadaki tüm kadınları ister ve yine de tatmin olmaz: Tatminsizliğinin sınırı yoktur. Kadın tek bir sevgiyle kendini tamamen doyurabilir çünkü o erkeğin bedenine değil, onun en derindeki içsel özelliklerine bakar. Güzel, kaslı vücuda sahip bir erkeğe değil, karizması olan erkeğe aşık olur. Sadece bu özellik bile bir kadının her açıdan üstün olduğunun göstergesidir. Kimse alınmasın darılmasın gerçek bu sevgiler İclal.

 

 

Bir koltukta iki karpuz

Başlığı görünce çok becerikli birinden bahsedeceğimi sanmayın sadece karpuzu anlatmayı düşünüyorum tabi becerebilirsem. Karpuz yazdığımda bile canım karpuz istiyor çünkü yazın bu güzel meyvesi benim de en çok sevdiğim meyvelerden birisidir. Sırf daha erken karpuz yemek için Adana travestilerinden sipariş vermişliğim bile var. Gülmeyin çok ciddiyim. Oralardan İstanbul’a gelmeden önce ben sipariş veriyorum. Biraz pis boğazım galiba ama sadece dayanamadığım yiyecekler için geçerli bir durum bu. Neyse konuyu yeterince dağıttım her zaman yaptığım gibi şimdi gelelim karpuzun faydalarına unuturum diyorsanız not alın yaz bitmeden karpuza doymak lazım.Sıcak havaların en tatlı meyvelerinden karpuz, çekirdeğiyle tam anlamıyla şifa dağıtıyor. Kalp ve saç sağlığına kadar herkesin imdadına yetişiyor. Cilt için mükemmel bir antioksidan kaynağıdır. Antioksidanlar ciltteki hücreleri yeniler. Yaşlılığa bağlı kırışıklıkları giderir. Taze bir görüntü verir. Karpuz çekirdekleri ağızda iyi çiğnendikten sonra yutulmalı. Çayı için mutlaka ezilmeli. Kaynar suya bir çay kaşığı katın. 15 dakika demlenmesini bekleyin. 1 haftada en az 3 kez tüketin. Karpuz çekirdeği içindeki “citrulline” denilen bir madde vücutta “arginin” denilen başka bir maddeye dönüştürülüyor. Arginin de damar genişlemesine yardımcı olan “nitrik oksit” denilen bir maddenin üretiminde kullanılıyor. Bu sertleşme problemleri olanlara yardımcı oluyor. Cinsel hormonları uyarıyor. Sperm üretimini teşvik ediyor. Karpuzun çekirdeği dalgalanan glukoz seviyelerini düzeltir. Bunun için karpuz çayı mükemmel bir çözüm sunuyor. 100 gram karpuz çekirdeğinde 30 gram protein bulunur ki bu karpuz çekirdeğini çok iyi bir protein kaynağı yapar. Günlük protein ihtiyacının %60’ı sadece 100 gram karpuz çekirdeği ile karşılanabilir. Karpuz çekirdeği iyi bir protein kaynağı olarak kaslar, cilt ve diğer bağ dokularının onarımı ve gelişiminde faydalıdır. Bir koltukta iki karpuz başlığını atarken işte bu faydaları için akşam eve dönerken bir karpuzla yetinmeyip iki tane birden alın bolca yiyin demek istedim. Nedense Ağustos ortası karpuz satışları bitiyor. Ben de hasret kalıyorum aslında karpuzu da derin dondurucuda saklamanın bir yolunu bulsalar ne güzel olurdu mesela kavun alıyorsunuz serin ortamda neredeyse altı ay dayanıyor ama karpuz çok çabuk bozuluyor hatta üç gün önce kestiğin karpuz bitmediyse çöpe atmak gerekiyor. Bilimin bu kadar ilerlediği bir dönemde şu karpuza da bir el atsalar hiç fena olmayacak.  Sevgiler saygılar efendim İclal.